Dünkü yazımda, Hz. Peygamber'in gece Mescid-i Aksâ'ya götürülmesine İsrâ, göklere yükseltilmesine de Miraç dendiğini hatırlatmıştım, devam ediyorum.
Çoğunluğun kanısına göre, "uzak mescit" anlamına gelen Mescid-i Aksa, Kudüs'teki Süleyman Mabedi'dir. Ancak Mescid-i Aksâ'nın Kudüs'te olduğu hakkında kesin bir delil yoktur. Çünkü o zamanda Kudüs'te Mescid-i Aksa diye bir mabet yoktu. Süleyman Mabedi'ni, Hz. İsa'dan önce Nabukadnesar yıkmıştı. Kur'ân, Kudüs için mescit sıfatını kullanmaktadır. Hz. Peygamber'in yürütüldüğü Mescid-i Aksa, yine Mekke'ye yakın, Arafat bölgesindeki Ci'râne'de bulunan bir mescit de olabilir.
Gerçekte Miraç, Hz. Peygamber'in, manevi göklere yükselmesi ve bazı ruhsal varlıklarla karşılaşmasıdır ki manevi olgunlaşmanın zirvesidir. O halde tamamen kendisinden geçmiş, Hakk'ın varlığında fena mertebesine ermiş Peygamber'in, normal bir insan gibi düşünüp birilerine danışması söz konusu olamaz. O halin mahiyetini idrak etmek mümkün değildir. Aslında her peygamberde Miraç'a benzer manevi yükseliş olaylan olmuştur. Hatta Peygamber'in izinde giden insanlar da bir an gelir ki beşeri varlıklarını unutup Hakk'ın varlığına geçer ve manevi gökleri dolaşabilirler.
Güneş kadar oldu
Burada Niyazî-i Mısrî'nin yaşadığı bir olaya işaret etmek isterim. Niyazı, manevi yükseliş yolunda (sülûkünde) geceleyin aşkla Allah'ı anarken zikrin feyiz ve bereketiyle ortaya çıkan kalp ışığının, önce yıldız, sonra büyüyerek Ay ve sonra Güneş gibi görüntü verdiğini, en sonunda her yanı kaplayıp kendisini bilincinden geçirdiğini anlatmaktadır: "Ben o günlerde on iki konaktan beşinci konakta idim. Hiç kararım kalmamıştı. Nihayet 1060 senesi Muharrem ayının son on günü, ayın dördüncü cuma gecesinde sülük esnasında uyanıkken, evin içinde, karşımda bir yıldız gördüm.
Onu baş gözümle gördüğümü zannettim de gözümü yumdum, baktım yine öyle görünüyor. Gözümü açtım, önceki gibi karşımda. O zaman anladım ki bu, kalp gözüyle görülüyor. Birkaç gün o yıldız gözümden kaybolmadı. Sonra büyüdü, Ay kadar oldu. Birkaç gün de böyle devam etti. Sonra Güneş kadar oldu. Birkaç gün de böyle gittikten sonra yine büyüdü, yükseldi, alti yönü kapladı. İlk gördüğüm zamanki ıstırabım, kalp çalkantım, nurun genişleyip altı yönü kaplayıncaya dek yavaş yavaş tamamen dindi."
Bu hali; şeyhim, göz bebeğim Elmalılı Ümmi Sinan (kds.s.)'a söyledim. Dedi ki: "İbrahim Aleyhisselâm'dan kalan beşinci menzilin hali budur. Bu menzil onun ilk makamıydı. Onun ilk menzili, ittiba (izinde gitme) bereketiyle Muhammed Aleyhisselâm'ın ümmeti için beşinci menzil oldu. Fakat Allah'ın Elçisi için bir makam yoktur. Bütün makamlar, onun ayaklan altında bir tek adımdan ibarettir."
Allah, bu en büyük ruhani yükselişin bereketine, dünyaya banş ve huzur, insanlığa nur indirsin.
Manevi yükseliş ve olgunlaşma
Dünkü yazımda, Hz. Peygamber'in gece Mescid-i Aksâ'ya götürülmesine İsrâ, göklere yükseltilmesine de Miraç dendiğini hatırlatmıştım, devam ediyorum
Haberin Devamı

