Manevi ilim yüce Allah'ın bir lütfudur

Soru: Halk çırasında çok sayıda bidatlar var. Siz Diyanet işleri Başkanı olduğunuz dönemde bununla ilgili bir çalışma yaptınız mı? Genelge yayınladınız mı? Yazılarınızda zaman zaman "Allah'la kul arasına girilmez" ifadesini kullanıyorsunuz...

Haberin Devamı

Soru: Halk çırasında çok sayıda bidatlar var. Siz Diyanet işleri Başkanı olduğunuz dönemde bununla ilgili bir çalışma yaptınız mı? Genelge yayınladınız mı? Yazılarınızda zaman zaman "Allah'la kul arasına girilmez" ifadesini kullanıyorsunuz. Aynı zamanda tasavvufun olduğunu yazıyorsunuz. Vahdet-i vücudun olduğunu teyit ediyorsunuz. Marifet ilmini öğrenmek için illa zahiri ilim tahsili yapan biri mi olmak lazım? Mesela bir fırıncı, bir çoban, bir demirci, bir işçi marifet ilmini bilemez mi? Bunu başkalarına öğretmesi, Allah'la kul arasına girmek mi olur? Vahdet-i vücutta Allah ve kuldan bahsetmek ikilik olmaz mı? Hocam siz, insanları aydınlatıyor, onların problemlerine çare oluyorsunuz. Bu durumda Allah'la kul arasına girmiş olmuyor musunuz? (Halis Aktaş)

Cevap: Allah ile kul arasına girmek kimsenin haddi değil. Çünkü Allah, her kuluna kendi can damarından daha yakındır. Böyleyken ben nasıl Allah ile kul arasına girebilirim? Peygamber de Allah ile kul arasına girmez. O da diğer insanlar gibi Allah'ın kuludur. Allah değil, yardımcısı da değil. Allah'ın yardımcısı yoktur. Ben neyim? Ben öğrendiğim Kuran'in içeriğini insanlara öğretiyorum. Aracı değil, öğreticiyim. Mürşit de Allah ile kul arasında aracı değil, öğretendir. Aracı dediğin zaman işte o şirk olur. Aracı tanrılar yoktur. Vahdet-i vücut meselesi ise bir felsefedir.

Manevi ilim, Allah'ın lütfudur. Çalışmayla elde edilecek bir şey olmadığı gibi zahiri ilimlerde yetişmiş olmak da bu ilmin verilmesinin şarti değildir. Ama mürşit olmak, başkalarını yetiştirmek için din ilimlerini bilmek gerekir. Din ilimlerini bilmeyen çoban, veli olabilir ama mürşid-i kâmil olmaz. Çünkü insanları doğruya yönlendirmek için dini kriterleri, ölçüleri bilmek gerekir. Onun için tasavvuf silsilesinde din ilimlerini iyi bilmeyen insanlara mürşitlik görevi verilmemiştir. Bu konuda Seri'nin, henüz çocuk olan Cüneyd'e söylediği şu söz çok önemlidir: "Allah seni bir mutasavvıf hadisçi değil, hadisçi bir mutasavvıf yapsın."

Siz bana böyle itiraz soruları yöneltmek yerine önyargısız olarak yazılarımı okuyup özümserseniz hem feyziniz artar hem de İslâm'ı öğrenmiş olursunuz. Böyle itirazlar sizi hiçbir yere götürmez. Çünkü bunlar "ene"den gelir, yani ben duygusundan. Benlik gururdur, kibirdir. Sakın mürşitleri aracı kabul etmeyin, şirke girmiş olursunuz. Kendisini aracı gösteren insan da asla Peygamberimizin yolunda değildir. Çünkü bu, Peygamberimizin ömür boyu mücadele ettiği şirkin ta kendisidir. Düşüne düşüne Kuran'ı bir okuyun bakalım Arap müşriklerinin inancı neydi? Tasavvuf var ama şimdilerde bu, tam Arap müşriklerinin inancı ve uygulaması durumuna getirilmiştir. Böyle tasavvuftan Allah'a sığınırız. Biz Çüneyd'in, Şulemi'nin Gazali'nin tasavvufunu benimsiyoruz. Tevhit her şeyin başında gelir. Allah bizi tevhitten ayırmasın.

Kalbinize sahip olun
Soru: Düğünlerde kadınla erkeğin ele-le halay çekmeleri haram mı? Size böyle bir soruyu yöneltmek zorunda kaldım çünkü yaşadığım yerde bu durum bir problem haline geldi. Düğünlerde kadınlar ayrı, erkekler ayrı halay tutuyor. Güya kadınla erkek el ele halay tuttuklarından zina sayılıyormuş. Bu nasıl bir zihniyet? (Emin Tarfan)

Cevap: Birbiriyle evlenmesi haram olan erkek ve kadının yani erkek-kız kardeş, ana-oğul gibi insanların elele halay çekmelerinde elbette bir sakınca yoktur. Bu ne sevaptır, ne günahtır, sadece mubahtır. Nikâh düşen erkekle kadının elele tutuşup halay çekmelerini zinayla eş tutmak aşırılıktır. Zina, belli olan eylemdir. Ayrıca kadınla erkeğin tokalaşmaları haram değildir. Çünkü Peygamberimiz birkaç kez erkeklerden bey'at aldığı gibi kadınlardan da bey'at almıştır. Bu, kadınla erkeğin toka yapmalarının caiz olduğunu gösterir. Elele tutuşup halay çekmek ayrı bir şeydir, işin özü, kişinin kalbine sahip olması gerekir. Duyguları bozacak eylemlerden uzak durmak en ihtiyatlı yoldur.

DİĞER YENİ YAZILAR