SORU: Merhabalar hocam. Bir yanda dünya yaşamından uzak 24 saat ibadetle meşgul, dünyadan elini eteğini çekip ahirete hazırlandığını söyleyen bir kısım insan, bir yanda bu hayatın bir kere olduğunu ve onun tüm nimetlerinin yaşanması gerektiğini söyleyen bir kısım insan... Peki dinimiz bize tam olarak ne söylüyor? Hayatta insanın amaçları olması, bunlar için çalışması “dünyaya tapmak” mı demek, ya da dünyanın bize sunduklarından zevk almak Allah’ı unutmak mı demek? Onur Sargın
CEVAP: Bazı âyetlerde ve hadislerde hırs, mal tutkusu kınanmaktadır ama bunların amacı, dünya varlıklarına dalıp âhiret sorumluluğunu düşünmeyen, dünya tutkusu gözlerini bürümüş, kendilerine mânâ âlemini, ruhsal hayatı unutturmuş olan kimselerin davranışlarının yanlışlığını anlatmaktır; yoksa dünya nimetini kınamak değildir. İnsan çalışıp kazanır, fakat onu hem kendisi yer, hem de başkalarına yedirir, Allah yoluna harcar.
Servet bir amaç değil, bir araçtır. Aslında servetin kendisi kötü değildir. İnsan, servetini Allah yolunda kullanıp O’nun rızâsını kazanmağa çalışmalıdır. İnsanın, dünyâsı için âhiretini, âhireti için de dünyâsını unutmaması; her ikisine görevini yapması; ruhunun da, bedeninin de hakkını vermesi lâzımdır.
“Allah’ın sana verdiği (servet) içinde âhiret yurdunu ara, dünyâdan da nasibini unutma” (Kasas: 49/77) âyetini prensip edinmelidir. Servet güzeldir ama insana Allah’ı unutturursa felâket olur. Onun için kişi, çalışıp kazanmalı, fakat kazandığını amaç değil, Allah’ın rızâsına ermeğe, mutlu yaşamağa araç yapmalıdır. Nefsine çıkar sağlamak için bozgunculuk yapmamalıdır. Allah bozguncuları sevmez.
Peygamber’in sahabîleri de yeri geldikçe eğlenmişler, zamanın oyunlarını oynamışlar, müzik dinlemişlerdir. Hz. Peygamber güzel giyinmeyi sever, pejmürde biçimde dolanılmasından hoşlanmazdı. Bir adam saçı başı karışık peygamberin yanına gelince Peygamberimiz damı azarlamış, gidip yüzünü yıkayıp taranmasını, sonra gelmesini emretmiş, adam yıkanıp taranarak gelince: “Birinizin şeytan gibi saçı başı karışık gelmektense böyle güzel gelmesi daha iyi değil mi?” demiş. Ayrıca Kur’ân, Rabbinin verdiği nimeti söylemeyi, Rabbin lütuflarına şükretmeyi emreder. Hadise göre Allah, nimetini kulunun üstünde görmekten hoşlanır.
Madde ile mânâ arasındaki denge
Bazı âyetlerde ve hadislerde hırs, mal tutkusu kınanmaktadır ama bunların amacı, dünya varlıklarına dalıp âhiret sorumluluğunu düşünmeyen, dünya tutkusu gözlerini bürümüş, kendilerine mânâ âlemini, ruhsal hayatı unutturmuş olan kimselerin davranışlarının yanlışlığını anlatmaktır; yoksa dünya nimetini kınamak değildir
Haberin Devamı

