Gönül derdine yakalanan, sevdiği tarafından birkaç kez yan yolda bırakılan fakat her şeye rağmen sevdiğinden vazgeçemeyen, ona kavuşmak isteyen bir gence cevabımdır. Değerli kardeşim, şu hayat baştan başa sınavdan ibarettir. İnsan her hareketiyle sınanmaktadır. Bu olaylar, sınavlar, çekilen acılar ruhun olgunlaşması için gereklidir. Ruh ıstırap çektikçe olgunlaşır, şairler büyük yapıtlarını acılı olaylann ardından yazmışlardır. Demek acı, bir yandan acı verirken öbür yandan ruhu geliştirmekte, insana ilham kapılarını aralamaktadır. İçki falan insana huzur vermez, tam tersine meskenet verir, ıstırabını artırır. Mutlu hayat, İslâm'a göre yaşamaktır. İnsanın kendi elinde olmayan olaylar kaderdir. Kadere inanan, üzüntüden kurtulur. Siz Allah'a dayanın, Allah'tan hayırlı olanı isteyin. Allah insanı çeşitli biçimlerde sınar. Kul için uygun sınav ne ise kulun olgunlaşması için ne gerekiyorsa onunla sınar. Bakın Kur'ân bu konuda şöyle buyurur: "Andolsun, sizi korku, açlık, mallar(ınız)dan canlar(ınız)dan ve ürünler(iniz)den eksiltmek gibi şeylerle deneriz, sabredenleri müjdele. Ki onlara bir belâ eriştiği zaman, 'Biz Allah içiniz ve biz ona döneceğiz' derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır" (Bakara: 155-157). Sabır, zorluklara dayanmak, nefsi tutmak demektir. Sabır, felâket karşısında insanın hiç etkilenmemesi, üzülmemesi anlamına gelmez.
İlk şok anındaki sabır
Etkilenmek, üzülmek, merhamet ve yufka yürekliliğin eseridir. Kötü olan üzülmek değil, insanı Allah'a isyana sevk eden aşırı sızlanma, dövünmelerdir. Sabrın en makbulü, ilk şok anındaki sabırdır. Bir hadise göre nefse güç gelen, fakat sevabı çok fazla olan sabır, musibet ateşinin hücum ettiği zamanda gösterilen sabırdır. Zira bu, kalbin gücünü ve sabır makamında sebatını gösterir. Ama musibetin ateşi soğuduktan, ilk şoku geçtikten sonra herkes sabreder. Bundan dolayı her akıllı, üç gün sonra ahmağın yapacağı işi, ilk andan itibaren yapmalıdır. Hadislerde belirtildiğine göre insanın başına gelen üzücü olaylar, ya günahlarının bağışlanmasına ya da manen derecesinin yükselmesine vesile olur. Onun için olaylara sabretmek lazımdır. Sehl ibn Abdillâh et-Tüsterî şöyle demiştir: "Sabır iki çeşittir. Biri günaha girmemeye sabırdır ki bunu yapan mücahiddir. Biri de Allah'a ibadete sabırdır ki bunu yapan da âbiddir. Hem günah işlememeye hem de ibadete sabreden kimseye Allah, kazasına rıza yeteneği verir. Rızanın işareti, gelen kötülük ve iyiliklere karşı kalbin sükûnu (dalgalanmaması)dır." Yunus ne güzel söylemiş: "Lütfün da hoş, kahrın da hoş" diye! Rüveym: "Sabır, şikâyeti bırakmaktır", Ebû Alî: "Sabır, Allah'ın takdirine itiraz etmemektir."
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
'Lütfün da hoş kahrın da hoş'
Gönül derdine yakalanan, sevdiği tarafından birkaç kez yan yolda bırakılan fakat her şeye rağmen sevdiğinden vazgeçemeyen, ona kavuşmak isteyen bir gence cevabımdır
Haberin Devamı

