Allah O'nu rahmet olarak göndermişti
Ebu Tâlib, Hz. Muhammed'in ardından seslendi: "Git kardeşimin oğlu, git istediğini yap. Allah'a andolsun ki, hiçbir suretle seni onlara teslim etmem" (İbn Hişâm, Sîret: 1/265-266). Hz. Muhammed, ilahi buyruğu duyurmak için gittiği Taif'ten geri dönerken yol boyunca dizilen serseriler tarafından taşlandı, mübarek ayaklarından kanlar akü. Buna karşın O, kendisini taşlayanlara beddua etmedi, sadece peygamberlik misyonunu yapabilmesi için Allah'tan dayanma gücü istedi.
Uhud Savaşı'nda putçular, kendilerine Hak ışığını sunan Allah Elçisi'ne ok atıp başını yaraladılar, dişini kırdılar. Bir sahabi O'nun yüzünden akan kanları silerken kendisi bu kötülüğü yapanların yola gelmesi için dua ediyordu: "Allahım, kavmimi doğru yola ilet. Onlar bilmedikleri için böyle yapıyorlar." Çünkü Allah onu rahmet olarak göndermişti. Düşmanlara beddua etmesini isteyenlere, "Ben lanetçi olarak değil, Hakk'a davetçi ve âlemlere rahmet olarak gönderildim" demişti. İnsanlar arasında eşitsizliği, zulmü, kayırmacılığı kaldırmaya çalıştı.
Herkesi eşit gördü
Allah katında efendiyle kölenin farkı bulunmadığını, herkesin tarağın dişleri gibi birbirine eşit olduğunu, ırk üstünlüğü bulunmadığını, ırkçılık yapan Arapların helak olacağını, beyaz ırkın siyah ırka bir üstünlüğü olmadığını, üstünlüğün ancak kötülüklerden korunma ve Allah'a yakınlaşmayla sağlanacağını vurguladı. Toplum bireylerinin, bir yapının taşlan gibi birbirine kenetlenmesini, bir bedenin organları gibi birbirinin acılarını ve kıvançlarını paylaşmasını öğütledi.
İlahi yasanın hükümlerini soyluya da sıradanlara da eşit biçimde uyguladı. Soylu bir kadın, hırsızlık suçundan cezalandırılacaktı. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri, soyluların, sıradan insanlar gibi cezalandırılmasına alışık olmadıklarından cezanın affı için Peygamber'in çok sevdiği Üsame'yi aracı olarak gönderdiler. Peygamber, sevdiği Üsame'yi azarladı: "Allah'ın bir yasasının uygulanmaması için aracılık mı yapıyorsun? Allah'a andolsun ki, Muhammed'in kızı Fatma çalsa onu da cezalandırırım.
Allah'tan başka her şeyi geçici, değersiz görürdü. İhtiyacından fazla malların yoksullara verilmesini öğütlerdi. Kaba kıldan dokunmuş bir aba giyerdi. Azığını konuklarıyla paylaşırdı. Hz. Muhammed, "Ben kral yahut kul bir peygamber olmak arasında serbest bırakıldım. Cibril, alçakgönüllü olmama işaret etti. Ben de kul peygamber olmayı yeğledim. Gün olur, doyarım, gün olur aç kalırım" demiştir. (Taberânî, Beyha-kî, İbn Hibbân) (Devam edecek)
Kutlu Doğum Haftası-2
Ebu Tâlib, Hz. Muhammed'in ardından seslendi: "Git kardeşimin oğlu, git istediğini yap. Allah'a andolsun ki, hiçbir suretle seni onlara teslim etmem" (İbn Hişâm, Sîret: 1/265-266).
Haberin Devamı

