Kuran'da yeni peygamber geleceğine dair bir işaret yok

Peygamberlik devri kapanmıştır. Bundan sonra peygambere ihtiyaç yoktur. Peygamber bekleyenler, boş yere beklerler. Hristiyanlar, peygamber beklemiyorlar, onlar isa'nın gelmesini bekliyorlar

Haberin Devamı

Soru: Kendini "gelecek mühendisi" olarak tanımlayan bir kişi, internet sitesinde "semavi dinlerin beklediği peygamber asla gelmeyecek" diye iddia ediyor. Ve "özellikle Hristiyanların beklediği" şeklinde altını çiziyor. Kuran'da peygamber geleceği hakkında bir ayet var mı? Eğer varsa, bizim beklediğimiz peygamberle Hristiyanlann beklediği mesih arasında bir fark mı var? Gelecekten haber verdiğini söyleyen kişi, bunu "kabala öğretisi" ve çeşitli matematiksel hesaplarla yaptığını söylüyor. Kabala nedir? Gelecek hakkında bilgi veren ve söyledikleri doğru çıkan biri olabilir mi?

Cevap: Peygamberlik devri kapanmıştır. Bundan sonra peygambere ihtiyaç yoktur. Peygamber bekleyenler, boş yere beklerler. Hristiyanlar, peygamber beklemiyorlar, onlar isa'nın gelmesini bekliyorlar. Onlara göre kıyamette Isa, Allah'ın sağ yanında olarak gelecek, kendisine inanmış olanları ödüllendirecek, inanmamış olanları cehenneme atacak. Yani Allah adına İsa hüküm verecek. Onlara göre bu, kıyamettir. Biz Müslümanlar böyle bir şeye inanmayız. Allah, kimseye tanrılığını vermez.

Kuran'da peygamber geleceğine dair en ufak bir işaret yok, tam tersine Hz. Muhammed'le peygamberlik halkasının mühürlendiğine veya kapandığına dair açıklık var. Geleceğin mühendisi falan olmaz. Bu tür iddialar şarlatanlıktır. Zamanın, geçmişinin de geleceğinin de halinin de mühendisi Allah'tır. Kuran'a göre geleceği Allah'tan başka kimse bilmez. Kabala, Yahudilik'ten intikal eden bir kehanet girişimidir. Alfabenin harflerine bir takım sayısal değerler vererek bunların toplamından veya çıkarımından gelecek hakkında kehanette bulunmadır. Bilimsel bir yanı yoktur. Kuran'a terstir, İslâm'a aykırıdır.

Bu tür insanların söyledikleri bazı sözlerin çıkması, bir tesadüf eseri olabilir. Hz. Peygamber, kehanet girişiminde bulunanların, şeytanların dürtü ve vesvesesiyle hareket ettiklerini, şeytanların onların kulağına attığı sözlerden biri tesadüfen doğru çıksa 99'unun yalan olduğunu buyurmuştur. Bu tür şeylerle uğraşmak insanlara yarar ve hayır getirmez. Ancak gizemlere karşı zaafı olan insanlan kandırıp çıkar sağlayan bu şarlatanlar da sonunda iflah olmazlar.

Her canlı ecelini doldurarak ölür
Soru: Ecel değişir mi? Bu konuda çeşitli görüşler okuyoruz ve dolayısıyla kafamız karışıyor. (M. Kaplan)

Cevap: Ecel, bir şey için belirlenen süre, insan başta olmak üzere her canlının yaşama süresi, ömrü demektir. En'âm 55/2. ayette iki ecelden söz edilmektedir. Bizim kanaatimize göre birinci ecel, kâinatta hükümran olan ilahi yasaya işarettir. Ayet, her insanın ve her yaratığın bir yaşama süresi bulunduğunu vurgulamaktadır. İkinci ecel de Allah'a ortak koşan, Peygamber'e karşı gelen inkarcıların cezalandırılma zamanıdır.

Bunun zamanının, Allah'ın katında olduğu, O'ndan başka kimsenin, bu azabın ne zaman ineceğini bilemeyeceği vurgulanmaktadır. İnsanın ve diğer varlıkların yaşam süresi Allah katında mevcuttur. Kuran'a göre insanların yaşam süresi dolunca artık ne bir an geri kalırlar, ne de o zamanı geçerler. Her birey ve her ulus sürelerini doldurunca yaşamını yitirir. Her can ancak ecelini doldurarak ölür. Yaşam süresi dolmamış olan, en tehlikeli durumlarda da korunur. Nice kurşunlanan, intihar girişiminde bulanan veya trafik kazası geçiren vardır ki ölmemiş, daha uzun süre yaşamıştır.

İslâmi olmayan bir uygulama şekli
Soru: Cenaze kabre defnedildikten sonra şeker dağıtılıyor. Bu yapılan doğru bir uygulama mı? (K. Kaplan)

Cevap: Cenaze defnedildikten sonra şeker dağıtılması veya yemek verilmesi gibi bir uygulama İslâmi değildir. Bu, terk edilmesi gereken bir bid'attir.

DİĞER YENİ YAZILAR