Soru: Amerika'da yaşayan bir Türküm. Buradaki birikimimi Türkiye'ye yatırım olarak getirdim. Bir ticarethane kurdum. Ancak ülkemizdeki haksız rekabetin yanında para kazanmamız çok zordu. Bu nedenle ağabeyim ve ben hazine bonosu aldık. Bu, bana çok dokunuyor. Nereden bakarsanız bakın sonuçta faiz alıyoruz. Siz ve Sayın Nuri Öztürk, bu tür kazançların haram olmadığını söylüyorsunuz. Kaynağınız nedir? (Talih Öztürk)
Cevap: Kanaatime göre Kur'ân'ın yasakladığı riba (reel faiz), ihtiyaç sahibi insana verilen ödünçten alınan fazlalıktır. Hazine bonosunu devlet çıkarıyor, bankalar ise kanunla kurulmuş kâr amaçlı kurumlardır. Bunlar ihtiyaç sahibi değiller. Hazine bonosu, devletin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak, yatırım yapmak için çıkarılır. Banka da mudilerinden topladığı parayı çalıştırır, kredi verir, ondan kâr sağlar.
Hazine bonosu almak bir yandan da yatırımların hızlanmasına, iş alanlarının açılmasına, yolların yapılmasına, fabrikaların kurulmasına yardım eder. Şimdi bu durum ülkenin aleyhine midir, lehine midir? Herhalde bunun ülke aleyhine olduğu söylenemez. Bana kaynağımı soruyorsunuz. Kaynağım Kurân'dır. Kur'ân'ın yasakladığı riba sistemi yoksulları ezen tefeciliktir. İşte ayet: "Ey inananlar, kat kat riba yemeyin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz" (Nisa: 98/130).
"Sadaka olarak bağışlayın"
Bu ayet kat kat ribayı, yani tefeciliği yasaklamaktadır. Bakara Suresi'nin 280. ayetinde, eli darda olan borçluya süre tanınması, hatta borcun, o kimseye sadaka olarak bağışlanması öğütleniyor. Ribanın haram kılınmasındaki temel amaç, yoksulu ezilmekten korumaktır.
Bu ayetler indiği zaman zengin para babalan, bir ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendilerinden ödünç alanlara büyük oranda faiz koyarlardı. Süre dolunca borç ödenmezse süre artırılır fakat faiz de artırılırdı. Böylece kısa bir zaman içinde verilen ödünç paranın faizi, ana parayı geçer, ana para birkaç kez katlanırdı. Bu ise yoksulları eziyordu. İşte yoksulların ezilmesini önlemek için Kur'ân ribayı kaldırmıştır.
Ama modern ekonomilerde bankalar ekonominin vazgeçilmez unsurları olarak karşımızdadır. Bunların mudilerine verdikleri faiz miktarı yıllık yüzde 3 civarındadır. Şimdi bunu 1500 yıl önceki tefecilikle aynı tutmak gerçekçi olmaz. Siz faiz haram diye paranızı yastığın altında bekletirsiniz, bu para çalınabilir, telef olabilir. Çalıştırılan para ise bankadan veya devletten düşük faizle kredi alır, fabrika kurar, bir iki yıl içinde borcunu öder. Bunlar kendi görüşlerimdir. İçine sinmeyen hiç faize bulaşmasın.
Kur'an'da yasak olan tefeciliktir
Kanaatime göre Kur'ân'ın yasakladığı riba (reel faiz), ihtiyaç sahibi insana verilen ödünçten alınan fazlalıktır
Haberin Devamı

