Peygamberimizin özellikle sefer esnasında iki namazı birlikte kıldığına dair hadislerden dünkü yazımda bahsetmiştim. Aynı anlamda bir hadisi de Muâz ibn Cebel aktarmıştır. Hz. Ayşe de, Hz. Peygamber'in öğle namazını erteleyip, ikindiyi de öne çekerek ikisini birlikte kıldığını anlatmıştır (el-Feh: 5/120).
Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, Mekke'deyken karısı Safiyye'nin ağır hasta olduğu haberi geldi. Hemen yüklerini de orada bırakarak hareket etti. Yolda akşam namazının vakti girdi. Birisi durumu Abdullah'a hatırlattı. Abdullah cevap vermedi. Adam yineledi. Abdullah yine cevap vermedi. Adam üçüncü kez yineleyince Abdullah, "Ben Allah Elçisi'nin, acelesi olduğu zaman bu namazı erteleyip iki namazı birlikte kıldığına tanık oldum. Ben de iki namazı birleştireceğim. Yürüyün" dedi (el-Feth: 5/125-126).
Bu rivayetler, Peygamber'in, yolculukta namazları cemettiğini kanıtlar. Abdullah ibn Abbâs'tan, Cabir'den ve başka sahâbîlerden gelen başka rivayetler ise Peygamber'in, yolculukta değil, normal zamanlarda da bazen namazları cemettiğini gösterir.
Kulun gönül huzuru
Câbir'in rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) ümmetine kolaylık olsun diye bazen korku, yağmur gibi bir özür olmadan da öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı birleştirerek kılmıştır. Bir rivayette Abdullah ibn Abbas konuşma yaparken akşam olmuş, dinleyenlerden bazıları "Namaz! Namaz!" diye bağırmışlar. Abdullah kızmış: "Siz mi bana sünneti öğreteceksiniz? Ben Allah Elçisi'nin öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı cemettiğini gördüm" demiştir (el-Fethu'r-Rabbânî: 5/117).
Bu rivayetler gösteriyor ki acele bir iş, yolculuk, yağmur, çamur gibi sebeplerle Peygamber Aleyhisselâm'ın kendi uygulamalarıyla sabit olan öğle-ikindi ve akşam-yatsı namazlan gerek birini öne çekerek (takdim), gerek birini erteleyerek (tehir) birlikte kılınabilir. Dinin tanıdığı ruhsatı hiç kimse kaldıramaz veya dinin genişliğini kimse daraltamaz. Çünkü kimse Allah'ın vekili değildir. Allah ve Elçisi'nden başka hiç kimse de din hükmü koyamaz veya kaldıramaz.
Namaz için gönlün boş, huzurlu olduğu zamanların seçilmesi önemlidir. Huzursuz namaz gerçek namaz değil, bir şekildir. Gerçek namaz, kulun gönül huzuruyla kendisini Allah'a teslim ederek, daha doğrusu tam Müslüman olarak kıldığı namazdır.
Kur'an'a göre namaz(6) Dinin tanıdığı ruhsatı kimse kaldıramaz
Peygamberimizin özellikle sefer esnasında iki namazı birlikte kıldığına dair hadislerden dünkü yazımda bahsetmiştim. Aynı anlamda bir hadisi de Muâz ibn Cebel aktarmıştır
Haberin Devamı

