Hiç kimse kendi başına din hükmü koyamaz
Peygamberimiz kendi içtihadıyla kıldırdığı bu namazları gerektiği zamanlarda, yolculuk iş ve hava şartlan dolayısıyla cem etmiştir. Öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı zaman zaman birleştirerek kıldırmıştır ki, kendisinden sonra Ehl-i Beyt önderleri de böyle yapmışlardır. Elbette beş namazı ayrı ayrı kılmak efdaldir ama Peygamber'in uygulamasıyla sabit olan öğle ikindi namazlarını ayrıca mağribden bir süre sonra kılınan yatsı namazını da mağrib (akşam) namazıyla birlikte kılmak bir ruhsattır, kolaylıktır. Peygamber'in tanıdığı bu kolaylığı kimse kaldıramaz. Hiç kimsenin dini zorlaştırmaya, kendi kendine din hükmü koymaya hakkı yoktur.
Kur'ân, kendi kendine dinde yasaklamalar koyanları kınamaktadır: "De ki: Gördünüz mü, Allah'ın size rızk olarak indirdiği şeylerin bir kısmını haram ve bir kısmını helâl yaptınız. De ki: Allah mı size böyle izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (Yunus: 59).
Burada Kur'ân meallerinde ve Türkçe tefsirlerinde yaygın olan bir hataya da dikkat çekmek isterim. Nur Suresi'nde ergin olmamış çocukların da üç vakitte, ana babalarının özel odalarına girmek için izin istemelerini emreden 58'inci ayetin "min ba'di salâ-ti'l-işâ" cümlesindeki salâti'l-işâ, yatsı namazı olarak çevrilmiştir. Gerçekte isa yatsı değil, akşam demektir.
Işâ kelimesinin Kur'ân'daki kullanımına ve Arap dilindeki asıl anlamına dikkat edilmediği için bu hataya düşülmüştür. İşâ kelimesinin Arap dilindeki anlamını ve Kur'ân'da kullanıldığı yerleri gözden geçirirsek kelimenin asıl anlamı ortaya çıkar. İşâ, aşv kökündendir. Aşv ve aşiyy tavuk körlüğü denilen gece körlüğü, görmezlik, gözü kapalılık anlamına gelir. Aşve karanlık, işin sonucunu düşünmeden, gözü kapalı iş yapmaktır. "Ve men ya'şu an Zikri'r-Rahmâni nukayyıd lehû şeytânen fehu-ve lehû karîn: Kim Rahman'in zikrine karşı kör olursa ona bir şeytanı sardırırız artık o, onun (ayrılmaz) arkadaşı olur" (Zuhruf: 36).
İşte bu kökten gelen el-işâ, gündüzün sonuyla gecenin başlangıcı olan zamandır. Güneşin batmasından, alacakaranlık vaktine kadar olan zaman dilimine "İşa" denilir. Kur'ân'da bu vakitte kılınan namaza salâtu'l-işâ yani akşam namazı denmiştir. Çünkü bundan ayrı olarak salâtu'l-mağrib, akşam namazı ifadesi Kur'ân'da geçmez. Salâtu'l-mağrib tabiri hadislerde ve fıkıh kitaplarında geçer. Daha sonra işâ kelimesine yatsı diye bir anlam yüklenmiştir. Kur'ân'da kelimenin tek anlamı vardır ki o da akşam demektir.
(Devam edecek)
Kur'an'a göre namaz vakitleri (5)
Peygamberimiz kendi içtihadıyla kıldırdığı bu namazları gerektiği zamanlarda, yolculuk iş ve hava şartlan dolayısıyla cem etmiştir. Öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı zaman zaman birleştirerek kıldırmıştır ki, kendisinden sonra Ehl-i Beyt önderleri de böyle yapmışlardır
Haberin Devamı

