Kur'an inanca saygıyı emreder

Benim kanaatime göre, borçlu olduğunuz kişiye borcunuzu ödemek zorundasınız. Küs durmak doğru değildir. İlk barışma teşebbüsünde bulunan daha çok sevap alır

Haberin Devamı

Soru: Samimi bir arkadaşıma küçük bir meblağ (50 milyon TL) borcum var. Aramızda anlaşmazlık çıktı. Şu anda konuşmuyoruz. Dinen bu paranın üstüme kalmaması için acaba bir yoksula versem, borcumdan kurtulur muyum? Bir diğer sorum da şu. Kur'an, "inanmayanlarla birarada oturmayın" diyor. Bazen işim gereği bu tip insanlarla birlikte olmak zorunda kalıyorum. Bunun bir sakıncası var mı?

Cevap: Benim kanaatime göre, borçlu olduğunuz kişiye borcunuzu ödemek zorundasınız. Küs durmak doğru değildir. İlk barışma teşebbüsünde bulunan daha çok sevap alır. Eğer bizzat götürüp borcunuzu verecek durumda değilseniz, birisiyle gönderirsiz veya postayla adresine havale edersiniz. Miktarı ne olursa olsun, borçlu olduğunuz kişinin rızasını almadan onun parasını hayır için veremezsiniz. Verirseniz sizin için hayır olur ama borç yine üstünüzde kalır. Eğer borç veren kişi ölür, varisleri de olmazsa o zaman parayı onun adına hayredersiniz.

Diğer sorunuza gelelim. Kur'ân'ın hiçbir yerinde, "Allah'a inanmayanlarla bir arada oturmayın" ifadesi yoktur. Müslüman'ın görevi, toplumun insanlarını dışlamak değil, onlarla kaynaşmaktır. Müslüman, tatlı dille İslâm'ı çevresine anlatmaya çalışır. Peki inanmayan insanlarla bir araya gelmezseniz, İslâm'ı nasıl onlara anlatacaksınız ve onları nasıl dinin doğrularına çekeceksiniz? Bu durum, onları dinden iyice soğutmaz mı? İnanmayanlardan uzaklaşmak değil, tam tersine acıyarak onlara yaklaşmak, onlarla iletişim kurmaya çalışmak gerekir.

Hz. İsa'ya neden sarhoşlarla oturup kalktığını sormuşlar. O da "Doktorun sağlam insanların yanında işi ne? Doktor hastalara gitmelidir" demiş. Kur'ân, Allah'ın ayetlerine saygısızlık eden, hakaret eden insanlar, inanca hakarete başlayınca onların yanında bulunmamayı, onlar konuyu değiştirmedikleri takdirde onlarla birlikte oturmamayı emreder. Kur'ân insanların inançlarına saygılı olmayı, kimsenin inancına hakaret etmemeyi emreder: "Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek taşkınlıkla Allah'a sövmesinler" (En'âm: 55/108).

Birisinin inancına hakaret edilirse, o kimse de karşısındakinin inancına hakaret eder. İşte bu psikolojik gerçeği anlatmak üzere ayette müminlere, putperestlerin taşkınlığa kapılıp Allah'a sövmemeleri için onların tanrılarına sövmemeleri emredilmiştir. Bu ayet, din ve vicdan özgürlüğünün güzel bir ifadesidir. Hiç kimsenin inancına hakaret etmek doğru değildir. Çünkü inanç kimliktir. İnsanlar birbirlerinin inancına saygı göstererek, hoşgörü içinde yaşamalıdır. Sevginin yolu güleç yüzlülüktür.

DİĞER YENİ YAZILAR