(Dünden devam)
Kur'ân kıssaları bir hayat öyküsü olmaktan çok, hayatın kendisidir. Asıl amaç, müşriklerin öteki peygamberlerin kavimlerinde bulunan vasıflarını, kıssa tarzında gözler önüne serip, diğer peygamberlere isyan edenlerin helak olduğu gibi bunların da helak olacaklarını vurgulamaktır.
"İslâm'a İtirazlar ve Kur'ân-ı Kerîm'den Cevaplar" adlı eserimde bu hususta söylediğim birkaç cümleyi yinelemek istiyorum: Kur'ân-ı Kerîm, belirli tarihi olaylan alıp ayrıntıya girmeden ana noktalara dokunmakta ve ders vermektedir. Olayların, daha ziyade kendi amacına lazım olan yanlarını seçmektedir. Bu olaylar çeşitli yerlerde geçtiği halde her defasında ayn bir tatlılık ve canlılıkla ifade edilmektedir. Kur'ân'ın ele aldığı tarihi vakaların her birinde Arap ulusunun müptela olduğu bir hakikat dile getirilmektedir. Dolayısıyla Arapların o fena huyları kınanmaktadır.
Kur'an'ın parlak üslubu
Aşılanmak istenen fikir, tarihi gerçeklerle ifade edilirse çok daha etkili olur. Halk, somut olaylar dinlemek ister. İnsan doğası hikâyeden hoşlanır. İşte Kur'ân-ı Kerîm, insan ruhunun bu özelliğini göz önünde tutarak en güzel kıssaları anlatmak, aşırılığa kaçmadan tarihten örnekler vermek suretiyle düşünce aşılamanın yolunu tutmuştur. Öğüt ve irşadda en güzel yol da budur. Bu vakalar, Kur'ân'ın parlak, cazip üslubuyla adeta bir sinema filmi gibi tablo gibi halkın gözleri önüne serilmekte, oradan alınacak izlenimler ve ibretler de zihinlere nakşedilmektedir. Sanki bu vakalar birer öğretici film görevini yapmaktadır. Öyle söz haline gelmiş belgesel filimler ki, bin defa görülse usanılmıyor, tekrar görülmek, seyredilmek isteniyor.
Aynı şeyler oluyordu
Anlatılan kıssaların hepsinde Hz. Muhammed'in çağdaşı ve muhatabı olan Arap toplumunun bir sorunu dile getirilmektedir. Şöyle ki: 1- Öteki peygamberlerin devirlerinde nasıl güçlüler zayıflan eziyor, onların din ve imanlarıyla alay ediyorlarsa, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in gönderildiği toplumda da aynı şeyler oluyordu. Zengin zorbalar köleleri, himayesizleri eziyor, onların dinleriyle alay ediyorlardı. Nasıl Nuh kavminin zenginleri, kendisine inanan yoksullara değer vermemiş, onların inandığı gibi inanmaya tenezzül etmemişseler Araplar da Hz. Muhammed'e inanan yoksullarla aynı düzeyde bulunmaya, gelip onlarla birlikte Peygamber'in yanında oturmaya tenezzül etmiyorlardı: "Allah, aramızdan şunlara mı lütfetti, nimet verdi (!)" (En âm: 53) diyorlardı. (Devam edecek)
Kur'an-ı Kerim'in kıssaları hayatın kendisidir
Kur'ân kıssaları bir hayat öyküsü olmaktan çok, hayatın kendisidir. Asıl amaç, müşriklerin öteki peygamberlerin kavimlerinde bulunan vasıflarını, kıssa tarzında gözler önüne serip, diğer peygamberlere isyan edenlerin helak olduğu gibi bunların da helak olacaklarını vurgulamaktır
Haberin Devamı

