"O elbette değerli bir Kur'ân'dır. Saklı bir kitaptadır. Ki ona temizlerden başkası dokunmaz. (O), Âlemlerin Rabbi'nden indirilmiştir" (Vâkı'a: 46/77-80). Vâkı'a 78. ayetteki Kitâb-ı Meknûn ile kasıt, Kur'ân'dan önceki (Kur'an'ın da ait olduğu) ilahi kitaptır. Ona dokunan temizlerden kasıt da iyi niyetli, manen temiz din bilginleridir. El-mutahherûn, temizlenenler anlamına geldiği gibi sünnetliler anlamına da gelir. Kanaatimizce ayette kastedilen bu anlamdır. Yani o özenle saklanan, korunan kitaba, sünnetli bilginlerden başkası el sürmez. Çünkü kitap, onların koruması altındadır.
Abese Suresi'nde anılan sefere-i berere (iyi yazıcılar) da onlardır. İşte Kur'ân, o kitabın içeriğidir, oradan alınarak Hz. Muhammed'e vahyedilmiştir. Kitap ayrı, Kur'ân ayrıdır. Kitap, Kur'ân'ın kaynağıdır. Kur'ân'ın kaynağı olan o kitabı, sünnetli, tertemiz insanlar özenle saklayıp korumaktadırlar. Buna göre ayetin, Kur'ân'ın yazıldığı mushaflara abdestli veya abdestsiz dokunmakla bir ilgisi yoktur. Çünkü temizlerden başkasının el sürmediği, dokunmadığı şey, mushaf değil, Kur'ân'ın kaynağı kitaptır. Bu, bizim görüşümüzdür ve Taberî'de de bu anlama gelecek görüşler vardır. Bizim görüşümüzü böylece belirttikten sonra İslâm bilginlerinin görüşlerini aktaralım.
Melekler dokunabilir
Çoğunluğun kanısına göre Vâkı'a 56/79'uncu ayette Kitâb-ı Meknûn, mushaftır. "Ona temizlerden başkası dokunmaz" ayetindeki temizlerden maksat da Kur'ân'ı yazan ve özenle saklayan tertemiz Müslümanlardır. Kir, pis, cenabet içerisinde bulunan kimseler Kur'ân'a el süremez. Buhârî, Abdullah ibn Ömer'in, "Allah'ın Elçisi (s.a.v.), Kur'ân'ın düşman eline geçmemesi için düşman yurduna götürülmesini yasakladı" dediğini rivayet etmiştir. Buna göre Kur'ân-ı Kerîm'i tutabilmek için abdestli olmak gerekir.
Fakat buradaki Kitâb-ı Meknûn'u veya Bürûc Suresi'ndeki Levh-i Mahfûz'u (ki ikisi de aynı anlamdadır) Kur'ân'ın, kendisinden indirildiği, gökteki asıl nüsha olarak tefsir edenler, ona el süren temizlerin, melekler olduğunu söylemişlerdir. O nüshaya ancak tertemiz melekler dokunabilir. Kur'ân'ı da ancak Cebrail, oradan alıp indirmektedir. Herhangi bir cinin, şeytanın o Levh-i Mahfûz'a (saklı kitaba) yaklaşması mümkün değildir.
Hz. Muhammed'e gelen bu Kur'ân, bir cin, şeytan sözü değil, meleğin, Allah tarafından indirdiği ilâhi sözlerdir. Buna göre ayette Kur'ân'a dokundukları bildirilen tertemizler, melekler olduğu için insanların Kur'ân'ı abdestsiz tutmalarında bir sakınca yoktur. Selmân-ı Fârisî gibi bazı sahâbiler, bu görüştedir.
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
"Kur'an-ı Kerim'e abdestsiz el sürülebilir mi?"
"O elbette değerli bir Kur'ân'dır. Saklı bir kitaptadır. Ki ona temizlerden başkası dokunmaz. (O), Âlemlerin Rabbi'nden indirilmiştir"
Haberin Devamı

