Kur'an hükümleri rivayet değildir

Değerli okurum, tarih, hadis gibi geçmişte yaşanan olayların bize aktarım biçimi rivayet yöntemidir. Rivayet bir veya birkaç kişinin, bir haberi kendisinden sonraki bir veya birkaç kişiye anlatımı, onların da kendinden sonrakilere aktarımı ve birkaç nesil sonra bu haberlerin yazıya geçirilmesidir

Haberin Devamı

Soru: Geçen gün bir yazınızda namazlardaki rekât sayısının hicretten bir müddet sonra Peygamberimiz tarafından ikişer rekât ilavesiyle dörder rekât- öğlen, ikindi, yatsı kıldırdığı rivayet ediliyor diyorsunuz. Daha sonra da bu olayın Peygamberimizin uygulamasıyla sabit olduğunu söylüyorsunuz. Burada bir tenakuz yok mu? Yani bu uygulama rivayet midir, sabit midir, yoksa isteyen istediği gibi anlasın mı demek istiyorsunuz? Yine bir başka yazınızda Peygamberimizin farz namazlara, sünnet namazlar ekleyerek (mesela öğle namazını dört rekât ön sünnet, iki rekât son sünnet, toplam on rekât kıldığı gibi) kıldığını yazmıştınız. Bu konuda buradaki hocamız da kitaplarında ve yazılarında defalarca Peygamberimizin gün içinde sünnet, revatip, tatavvu, tövbe, şükür vs. adı altında çokça nafile namaz kıldığını ancak öğlen namazının veya başka bir namazın sünneti adı altında bir namaz kılmadığını, camide sünnet namaz kılınmasına karşı olduğunu kesinlikle iddia ediyor. Hocam, bu konuyu daha etraflıca ele alırsanız ve kanaatinizi mesnetlendirirseniz memnun olurum. Bir diğer konu da evrenin meydana gelmesi, Sümerlerin bu konudaki bilgileri ve evrim teorisidir. Bu konularda İslâm bilginleri ne diyor, hadisler ne diyor? (Cumhur Ketsel)

Cevap: Değerli okurum, tarih, hadis gibi geçmişte yaşanan olayların bize aktarım biçimi rivayet yöntemidir. Rivayet bir veya birkaç kişinin, bir haberi kendisinden sonraki bir veya birkaç kişiye anlatımı, onların da kendinden sonrakilere aktarımı ve birkaç nesil sonra bu haberlerin yazıya geçirilmesidir. Kur'ân-ı Kerim, iner inmez yazıldığı için onun bize intikali yalnız rivayet değil, aynı zamanda yazılı belge şeklindedir. Kur'ân'ın anlatım ve hükümleri, emir ve yasaklan rivayet değildir.

Ama dinin ikinci kaynağı olan hadisler, önce birkaç nesil rivayet şeklinde gelmiş, 100-150 yıl sonra bunlar derlenerek yazılı belge haline getirilmiştir. Ancak bu rivayet literatürünün de dereceleri vardır. Kimi var ki kesindir, kimi var ki kesine yakındır. Kimi var ki zan ifade eder. Kesin değildir. Bunu uzmanları bilir. Namaz rekâtlarının sayısı hakkında Kur'ân'da kesin hüküm yok, bunlar hadis rivayetleriyle gelir.

Böyle olmakla beraber bu rivayetler kesinlik derecesindedir. Mesela New York'u görmeyen insana, Amerika'da New York diye bir kentin olduğu söylenir. İşte bu rivayettir. Ama bu rivayet kesindir. Buda'nın, Musa'nın, Hammurabi'nin yaşadığı da rivayettir ama bu rivayet kesindir. İşte sözünü ettiğimiz din hükümleri de böyle haberlerle geldiği için bunlara rivayet diyoruz. Ama siz bu rivayet terimini halk arasında dolaşan anlamda kabul etmeyiniz.

Bu okurumun sorusunu cevaplamaya yarınki yazımda da devam edeceğim

DİĞER YENİ YAZILAR