Kur'an güneşinin önündeki bulutlar

Geri kalmışlığımızın nedenini dinin öz ruhundan ayrılmamızda, özü bırakıp kabukla ve ayrıntılarla uğraşmamızda, dini daraltmamızda, işimize geldiği biçimde yorumlamamızda aramalıyız

Haberin Devamı

Soru: Her din için ayrı ayrı kutsal tatil günü verilmesi Allah tarafından nasıl olmuştur?

Cevap: Kur'ân'da Müslümanlar için kutsal tatil gününden söz edilmez. Yalnız cuma günü toplu namaza gidilmesi, namaz kılındıktan sonra dağılıp herkesin işiyle gücüyle meşgul olması emredilir. Yani cuma günü tatil günü değil, sadece cuma vakti toplu namaz ve cuma konuşmasını dinleme zamanıdır.

Ama cumartesinin, İsrailoğullarının tatil günü olduğu belirtilir. O toplum, haftanın bir gününü dinlenme günü olarak benimsemiştir. Aslında bu tatil günü, Tevrat'ın Tekvin Kitabı'nın 1-2 bablarında, Allah'ın evreni altı günde yaratıp tamamlayarak yedinci gün olan cumartesi gününde istirahat ettiği belirtilmektedir.

Burada istirahat tabiri bir yorulmayı çağrıştırdığından, Kur'an Allah'ın evreni altı günde yarattıktan sonra hükümranlık tahtına oturduğunu ifade etmektedir, iki söylem arasında fark açıktır. Biri yorulmayı çağrıştırırken diğeri tahtından mülkünü yönetmeyi ifade eder.

Soru: Neden Müslüman coğrafyasında kan ve göz yaşı var, neden kalkınamamışlardır?

Cevap: Bu sorunu tek bir sebebe dayandırmak yanlıştır. Bunun birçok nedeni var. Bugün kan ve göz yaşının bulunduğu İslâm coğrafyasında çok değil, 100 yıl önce barış vardı, huzur vardı. Avrupa, din ve toprak savaşlarıyla birbirini yerken din yüzünden Yahudilere barınma olanağı tanımazken Osmanlılar onlara ülkelerinde özgürce yaşama imkânı sağladılar ve bu insanlar Osmanlı ülkesinin en mutena kentinde özgürce ve refah içinde yaşadılar.

Allah düşüncenize bakar
Müslümanların geri kalmalarının nedeni asla din değildir. İki gününü birbirine eşit geçiren, ikinci günde biraz daha ilerlemeyeni aldanmış sayan, ahirete olduğu kadar dünya için de çalışmayı emreden ve çalışmayı ibadet mertebesinde gören bir din, geri kalmışlık nedeni olamaz.

Geri kalmışlığımızın nedenini dinin öz ruhundan ayrılmamızda, özü bırakıp kabukla ve ayrıntılarla uğraşmamızda, dini daraltmamızda, işimize geldiği biçimde yorumlamamızda aramalıyız. Sadece bu değil, sistemimizi, yönetimimizi çağdaşlaştıramamışız. Hiç şüphesiz tarihin en büyük devrimcisi olan Hz. Muhammed'i de sanki bir tekke şeyhi modelinde görmüşüz. O Peygamber, Allah sizin şeklinize, malınıza değil, gönlünüze, niyetinize yani düşüncenize bakar derken biz, sakalla sarıkla namaz kılmayı bilmem ne kadar sevap haline getirmişiz.

Uydurmalanmızı Peygamber'e yamamaktan çekinmemişiz. Allah adına yasaklar koyarak dini daraltmışız. Mezhepçiliği körüklemişiz ve farklı düşünceye ifade hakkı tanımamışız. Böylece dini anlayış körelmiş, parlak Kur'an güneşinin önüne bulutlar çekilmiş. Elbette bu durumda fikri bir rönesans olmazdı. Çünkü rönesans da reform da temelde dinden kaynaklanır. Önce dini düşüncede başlar, sonra diğer kesimlere, seküler kısımlara yayılır.

DİĞER YENİ YAZILAR