Kur'an'ın inen ilk ayetleri, insanı okumaya, öğrenmeye yönlendirmektedir. Kur'ân'da sağduyuya, gerçek ilme aykırı hiçbir söylem yoktur. Kur'ân-ı Kerim, bugün ilmin yeni keşfettiği birçok gerçeği 1400 yıl önce haber vermiştir. Mesela En'âm Suresi'nin 125'inci ayetinde yükseğe çıkmakla hava basıncının düşeceğine, Hicr Suresi'nin 22'nci ayetinde rüzgârların aşılayıcı olduğunu söylemekle bitkiler arası döllenmede rüzgârların rolüne, Nemi Suresi'nin 88'inci ayetinde donuk gibi sabit görünen dağların, bulutlar gibi yürüdüğünü söylemekle yer yuvarlağının ekseni çevresinde döndüğüne işaret buyurulmuştur. Bütün doğa olaylarını Allah'ın birer ayeti kabul eden Kur'an, bunlar üzerinde düşünüp yaratılış hikmet ve yasalarını incelemeye çağırmakta ve bunların yanından körü körüne geçip gidenleri kınamaktadır (Yusuf: 105).
Müslüman bilginler
Kur'ân'ın bu çağrısına uyan ilk Müslümanlar, gerek din, gerek dünya ilimlerinde büyük ilerleme kaydetmişler, bilimsel araştırma ve incelemenin metotlarını koymuşlar, deney ve gözlem yolunu geliştirmişlerdir. Fakat daha sonra Kur'ân'ın gösterdiği deney ve gözlem metodundan ayrılıp Yunan felsefesinin hayali ayrıntılarına dalmışlar, felsefede Yunanlıları gerilerde bırakırken deneysel bilimlerde geri kalmışlardır. Deney, Avrupalılara özgü bir metot olmadığı gibi Yunanlılardan da kalmış değildir. Yunanlılar, deneye yabancıydılar. Deney ve gözlemi Avrupalılar, Müslümanlardan almışlardır. Avrupalılar, bilimi ve tekniği, Endülüs medreselerinden, İtalya'nın güney taraflarında yaşayan Müslüman bilginlerden, hekimlerden öğrenmişlerdir. İngiliz düşünürü Roger Bacon, Endülüs'te okumuş, İbn Heysem'in Kitâbu'l-Menazır adlı optiğe dair eserini, Opus Magos adıyla İngiliz-
ce'ye çevirmiş fakat kendi eseri olarak göstermiştir.
Latince'ye çevrildi
Müslümanlar, bilimin her dalında olduğu gibi tıpta da büyük hizmetler vermişlerdir. İbn Sina'nın, Kanunu't-Tıbb'ı, Avrupa'da 15 ve 16'ncı asırlarda 36 kez basılmıştır. Muhammed ibn Zekeriyya er-Râzî'nin Kitâbu'l-Hâvî'si ve başka tıp kimya eserleri Latince'ye çevrilmiştir. Akciğer ve kan dolaşımını da William Harvey'den tam üç yüz yıl önce İbnu'n-Nefîs adlı bir bilim adamı keşfetmiştir. Modern tekniğin dayandığı cebir ve logaritma da Müslümanların eseridir. Ondalık sistemini de geliştirenler yine Müslümanlardır. Avrupalılar, ondalık sistemini Müslümanlardan öğrendiler. Eğer ondalık sistem, cebir ve logaritma olmasaydı bugün ince hesaplan gerektiren teknik gelişmelerin ve buluşların ve icatların olmasına imkân yoktu. Avrupa'da ünlü olan evrim düşüncesini de ortaya atıp geliştirenler, yine Müslüman alimlerdir. Bu düşünceyi önce Cahiz'de, sonra İbn Miskeveyh'te, daha sonra İbn Türke el-Isfa-hânî'nin Fusus şerhinde ve nihayet İbrahim Hakkı Hazretleri'nin Marifet-namesi'nde görmekteyiz. Önemli olan bu fikrin doğruluğu veya yanlışlığı değil Müslümanların, bilimin her dalında düşünce üretmiş olmalarıdır.
Yarın: İslâm aleminin durumu
Kur'an gerçekleri 1400 yıl önce haber vermiş
Kur'an'ın inen ilk ayetleri, insanı okumaya, öğrenmeye yönlendirmektedir. Kur'ân'da sağduyuya, gerçek ilme aykırı hiçbir söylem yoktur
Haberin Devamı

