SORU: Zümer Suresi 43-44. ayetlerde şefaat yetkisinin sadece Allah’ta olduğu vurgulandığı halde camilerde hocalar sürekli Peygamber’den şefaat dilemeyi öğütlüyorlar. Sadece Allah’a dua edilmesi gerekirken Allah’tan çok Peygamber’in adı anılıyor. Bunlar İslâm’ın tevhit inancına uyar mı? Camilerde hocalar, cemaati Peygamberimize salavat getirerek namaza kaldırıyorlar. Kuran, mescitlerin Allah’ın olduğunu söylediğine göre neden sadece yaratıcımızın yüceliği, ayetleri, insani-ahlaki öğütleri anlatılmıyor? Dinde tek hüküm kaynağı Allah değil midir? (Yasemin Çin)
CEVAP: Peygamber’den şefaat dilemek hatadır ama ne yapalım ki hadislere yansıyan bu düşünce, Müslümanların ortak inancı haline getirilmiştir. Kuran, şefaati reddetmiyor ama ancak Allah’ın izin verdiklerinin, Allah’ın razı olduğuna şefaat edebileceklerini belirtiyor. Allah’ın razı oldukları da cehennemlik günahkârlar veya suçlular değildir. Peygamber dostluğunu kazanmış olan arınmış ruhlardır. İşte cennete gidecek olan bu insanlara Peygamberimiz başta olmak üzere cennette arkadaş olacaklardır. Şefaatin asıl anlamı tek olan kişiyi çift yapmak, ona destek olmaktır. İşte Hak dostları cennette yalnız kalmayacaklar, peygamberler onlara arkadaş (şefî) olacaklardır.
BİZE TEVHİDİ O ÖĞRETTİ
Doğrudan Peygamber’den bir şey dilememek kaydıyla Peygamber’e dua etmenin bir sakıncası yoktur. Çünkü Kuran’da bazı peygamberlere, âlemler tarafından selam okunduğu anlatılmaktadır. Selam okumak, o peygamberlere esenlik dilemektir. Yani duadır. Peygamber’e dua etmenin ne sakıncası olabilir ki? Bize tevhidi öğreten, bizi Allah’a kul olmaya yönelten O’dur. O olmasaydı biz tevhidi nereden bilecektik? Peygamber’e salavat okumak da ona Allah’tan rahmet dilemek, demektir. O’na yüzbinlerce salat ve selam olsun. Sözde tevhit adına Peygamber’e salavat getirmeyi dahi şirk saymak, kuru sofuluktur, ruhsuz bir din anlayışı geliştirmektir. Böyle ruhsuz din, dinsizlikten farksızdır.

