Kur’ân insan sözü değildir

Kur’ân baştan sona meleğin vahyidir. Ona Hz. Muhammed’in sözü diyen kimse cahildir, kalp gözü mühürlenmiş basit insandır

Haberin Devamı

* Dünden devam
Kur’ân baştan sona meleğin vahyidir. Ona Hz. Muhammed’in sözü diyen kimse cahildir, kalp gözü mühürlenmiş basit insandır. Kur’ân böyle söyleyenleri, onun bir ayetine benzer bir söz getirmeye çağırır. Şimdiye dek bunu yapan olmadı. Kur’ân insan sözü değildir. Düşünün bir kere, 1450 yıl önce kıt kültürlü bir ortamda yetişen, okula gitmeyen, tahsil görmeyen bir insan öyle sözler söylüyor ki, 14 asır boyunca bu sözler şairlerin ilham kaynağı, alimlerin hareket noktası, toplumların temel yasası, ahlak ilkeleri oluyor. Yaratılışa ilişkin sözleri de bilimsel gerçeklere uygun düşüyor.

Düşünen, basireti bağlanmamış her kişi, Kur’ân’ın insan sözü olamayacağını kabul eder. Müslüman olmadığı halde Kur’ân’a hayranlığını belirten nice batı bilgini vardır. Şunu iyi bilmek lazım ki, Kur’ân ile boy ölçüşmeye kalkan herkes sonunda yenik düşmüş ve perişan olmuştur. Bazı ayetler “De ki” hitabıyla başlar. Bu söz, meleğin, vahyi getirdiği Peygamber’e emridir. Kur’ân çeviricilerinin uydurması değil, asılda var olan söylemdir. Arapça’sı “Kul”dur. Kul, “söyle de” anlamına gelir. İnsanların inancını sarsmaya çalışan basit düşünceli, maddeperest kişilere aldanmamak gerekir.

Kur’ân’a göre şeytan ikidir: Cinlerden olan görünmez şeytan ve insanlardan olan görünür şeytan. Her ikisinden de Allah’a sığınmamız buyurulmaktadır: “1- De ki: Sığınırım ben, insanların Rabbine. 2- İnsanların padişahına, 3- İnsanların Tanrısına: 4- O sinsi vesvesecinin şerrinden. 5- O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.

6- Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan vesvesecilerin şerrinden Allah’a sığınırım).”

Surede öyle bir uyum var ki güzelliğini anlatmak mümkün değil. Ancak dile aşina olarak sureyi aslından okumakla bu güzellik sezilir. Surede sinsice insana sokulup kötü düşünceler fısıldayan cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığınılır. Konu, fısıltı konusudur. Arapça aslından okuyunuz: “Kul e’ûzu bi rabbi’n-nâs, meliki’n-nâs, ilâhi’n-nâs, min şerri’l-vasvâsi’l-hannâs, ellezî yuvesvisu fî sudûri’n-nâs, mine’l-cinneti va’n-nâs.” Kulağınıza bir fısıltı sesi geliyor değil mi? İşte Kur’ân böyledir. Yalnız kelimelerin anlamı değil, kelimelerin kendileri de ses tonlarıyla anlattıkları konuyu canlandırır (aliterasyon).

DİĞER YENİ YAZILAR