SORU: Bir soruya verdiğiniz cevapta
“Kişi oruç tutmak istemiyorsa tutmaz. Namaz kılmak istemiyorsa kılmaz. Ama yaptığı büyük günahtır” diye yazmıştınız. Namaz, oruç, hac gibi kişisel ve görünen ibadetleri terk etmek büyük günah sayılırken gıybet etmek, tefrika yaratmak ve infakta bulunmamak gibi günahlar (ki bunlar başka insanların hak ve hukuklarını da ilgilendirdiğinden kul hakkı da içerirler) nedense ikinci derece sayılırlar veya öyle muamele görürler. Neden? (Çetin Kotevoğlu)
CEVAP: Rad Suresi’nin 21’inci ayetinde namaz, oruç gibi ibadetlerden önce sözde durma, imanın gereği olarak anılır. Sözde durma, doğru söyleme Allah’a imandan sonra İslâm’ın ikinci temel şartıdır. Yalan söylemek, günah olduğu gibi dedikodu yapmak, gıybet etmek, iftira etmek de en büyük günahlardandır. Aslında İslâm’ın şartı sadece bir hadise göre 5 olarak anılmıştır. Ama Kur’ân’ın tüm emirleri İslâm’ın şartıdır. Bile bile bunlara aykırı davranan yani yalan söyleyen, iftira eden kimse gerçek Müslüman değildir sadece isim Müslümanı, kültür Müslümanı’dır ama yaşam Müslümanı değildir.
Kur’ân, kul hakkına tecavüz sayılan eylemlerde ceza belirlemiştir. Namaz kılmayan Allah’a karşı sorumludur ama iftira eden, yalan söyleyen hem Allah’a hem de insanlara karşı sorumludur. Neden sadece ibadetler, dini öğütlerin önüne çıkarılıyor? Kanaatime göre bunun sebebi şudur: Kişi namaz kılar, oruç tutarsa Allah’a inancı beslenir, güç kazanır. Allah’ın, her an kendisini gözetlediğini, yaptıklarından hesaba çekeceğini bilen kimse de O’nun rızasına aykırı şeylerden uzak durur, buyruklarını tutar, yasaklarından kaçar. Onun için Peygamberimiz namazsız dinde hayır olmadığını belirtmişlerdir.
Dinimizin en temel olmazsa olmazı, önce Allah’ın varlığına, birliğine inanmak, sonra da bunun gereği olarak doğru olmaktır. Bakınız Kur’ân bunu ne kadar özlü biçimde vurgulamıştır: “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra doğru olanlar, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennet halkıdır, yaptıklarına karşılık orada ebedi kalacaklardır” (Ahkaf: 13-14). “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra doğru olanların üzerine melekler iner: Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin derler. Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınız. Orada size canlarınızın çektiği her şey var. Orada size istediğiniz her şey var” (Fussilet: 30-31).
Kur’ân’ın emirleri İslâm’ın şartıdır
Haberin Devamı

