Kocamı benim bedduam mı öldürdü?

Cevap: Sayın Süleyman Ateş, kocam çok sinirliydi, beni ve çocukları döverdi. Fakat öfkesi çabuk geçer, gönül alırdı. Ben kimseye şikâyet etmedim. Yalnız içimden beddua ederdim. Kocam trafik kazası geçirip öldüğü günün öncesinde de ben içimden beddua etmiştim

Haberin Devamı

Cevap: Sayın Süleyman Ateş, kocam çok sinirliydi, beni ve çocukları döverdi. Fakat öfkesi çabuk geçer, gönül alırdı. Ben kimseye şikâyet etmedim. Yalnız içimden beddua ederdim. Kocam trafik kazası geçirip öldüğü günün öncesinde de ben içimden beddua etmiştim. Paltosunu giymeye yardım ettiğim sabah: "Git de gidişinin dönüşü olmasın, ellerin kırılsın, geber inşallah" demiştim. Adam da gitti ve dönmedi. İnanamadım ağlayamadım. Sinir krizleri geçirdim, kimselere diyemedim. Acaba benim bedduam yüzünden mi öldü bu adam? Kimden af dileyeceğim? Allahımdan nasıl özür dileyeceğim? Ben onu affettim, o da beni affetsin.

İnsan çocuğuna da kızıp beddua edebilir. Ama o anlık eder, siniri geçince çocuğuna bir kötülük gelmesini istemez. Hocam, uykusuz gecelerimden beni kurtarabilecek bir siz varsınız. Ne derseniz yapacağım. Kurban mı keseyim, oruç mu tutayım, yetim mi besleyeyim, ben ne yapayım?

Cevap: Kocanız size haksızlık etmiş, haksız yere dövmüş. Baskıya, zulme uğramış insanların bedduası Allah katında makbuldür. Peygamberimiz: "Mazlumun Allah'a yalvarmasından sakın; çünkü onunla Allah arasında perde yoktur!" buyurmuşlardır. Hani derler ya, alma mazlumun âhını, çıkar aheste aheste! Şimdi hanımefendi, siz bir günah işlemediniz, içiniz yandı, Allah'tan, size haksızlık edeni cezalandırmasını istediniz. Allah da duanızı kabul etti. Fakat bu kez üzüldünüz. Çünkü ne de olsa kocanızdı. Size kötülüğü yanında pek çok da iyiliği vardı. Beddua etmekle hatâ etmişsiniz. Bu davranışınızın âhirette bir cezası yoktur, ama dünyada siz sıkıntıya düşmüşsünüz. Siz kocasız, çocuklarınız da babasız kalmış.

Onun için insanın çoluk çocuğuna, yakınlarına beddua etmesi doğru değildir. Çünkü kabul edildiği takdirde yine kendisinin içi yanacaktır. Şimdi sizin yapacağınız iş, kocanız için elinizden geldiğince duâ etmek, onu hayır ile anmak, onun için sadaka vermektir. Kurban falan kesmeniz gerekmez. Çokça duâ ediniz ve kocanızı hayır ile anınız.

Bazı kimseler, canlan sıkılınca: "Allah canımı alsın da kurtulayım" yahut kızdıkları bir çocukları için: "Allah onu kahretsin, şöyle yapsın, böyle yapsın!" gibi sonucu kendi aleyhlerine çıkacak dualar ederler. Kişinin kendisine veya ailesi bireylerine ve malına kötülük istemesi doğru değildir. Peygamber (s.a.v.): "Kendinizin, çocuklarınızın ve mallarınızın zararına olan şeyleri istemeyin. Sonra duanız, Allah'ın, dileklerin verildiği bir saatine rastlar da Allah o duanızı kabul eder" buyurmuştur.

DİĞER YENİ YAZILAR