Bugün, okuyucum Yeliz Çağlar'ın kıyametle ilgili sorusunu cevaplamayı tamamlıyorum.
De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı (gizliyi) bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler" (Nemi: 48/65), "De ki: Ben, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmem." Bu kadar kesin kanıta rağmen yine de Hz. Peygamber'in bütün sırları, ahiret olaylarını, kıyamet alâmetlerini, Yüce Mahkeme'nin sonucunu ayrıntılarına kadar bildiği iddia edilmiş ve bu konudaki haberler hadis mecmualarını doldurmuştur.
Kıyamet alâmetleri hakkında aktarılan rivayetler üzerinde düşünülünce bunların ne kadar çelişkili ve gerçeklere ters olduğu anlaşılır. Mesela, Hz. Ayşe'ye dayandırılan bir rivayete göre Bedevi Araplar geldiklerinde, Allah'ın Elçisi'nden kıyametin ne zaman kopacağını sorarlardı. O da onların, içinde bulunan en genç insana bakar, "Eğer bu yaşarsa, henüz ihtiyar olmadan kıyamet kopar" derdi.
Kaldı ki çeşitli yollarla Peygamber'den rivayet edilen bu söz doğru olsa, Peygamber'in kıyametin zamanını takriben tespit ettiğini gösterir. Kendi zamanında çocuk olan bir insan, çok yaşasa daha seksen sene yaşayacağına göre demek ki Peygamber, kendisinden seksen-doksan yıl sonra kıyametin kopacağını sanmıştır. Bu ise ayete tamamen aykırıdır.
Ayrıca söylediği zamanda kıyamet kopmamış olduğuna göre bu, hâşâ Peygamber'in güvenilirliğine gölge düşürür. Takriben bir asır sonra kıyamet kopacaksa, yeni bir dünya düzeni kurma uğrunda o kadar çaba harcamasına neden gerek görmüştür?
Yüce Allah, gerek A'râf: 39/187'de gerek Nâzi'ât: 81/42'de Peygamber'in, kıyametin kopacağı zamanı bilmediğini vurgulamıştır. Onun bilgisi, Allah'a aittir. Hikmeti gereği bu bilgiyi kendisinden başkasına açmamıştır.
Dini açıdan uygun değil
Soru: Eşimin marketten aldığı bir gıda ürünü hatalı çıktı. Firma yetkilileri ürünü inceleyip hatalarını kabul ettiler. Ben de mahkemeye vermeyeceğimi ancak tazminat ödemelerini istedim, firma derhal karşıladı. Bu helal midir? (Dr. Behzat Boz)
Cevap: Karşılıklı rızayla yapılan bağıtlar mubahtır. Benim kanaatime göre firmanın üstüne düşen, size sattığı bozuk ürünü değiştirip yerine yenisini vermesidir. Ama burada sizin dava etme tehdidiniz, bir bakıma uygun olmasa da yerindedir. Çünkü bu davranışınızla belki de firmanın bu tür yanlışları, haksızlıkları yapmasını engellemiş olabilirsiniz. Ancak firmanın, prestij kaybına uğramamak için size verdikleri mubah sayılsa bile dini açıdan yani takva bakımından pek uygun değildir. Çünkü tehdit ve şantaj kokusu gelen kazançlar, dinin ruhuna uygun düşmez.
Kıyametin bilgisi Allah'a aittir
Bugün, okuyucum Yeliz Çağlar'ın kıyametle ilgili sorusunu cevaplamayı tamamlıyorum.
Haberin Devamı

