Merkez Bankası'nın belirlediği faiz oranının, Kur'ân'ın yasakladığı riba sınırına girmediği kanısında olduğumu birkaç kez yazdım. Bundan kaçınmak mümkün değildir. Biz bir ekonomi denizi içinde bulunmaktayız. Bu deniz, banka ve yasal faiz sistemiyle çalışır. Ödenen maaşlar, sigortalar hep bu sistemdedir. Sistemi beğenmeyip çeşitli adlar altında güya faizsiz kurumlar açan bazı kişilerin, bu paraları nasıl faize yatırıp gelir sağladıklarını, bunlarla ne işler çevirdiklerini gördük. Kimse kimseyi aldatmasın. Bu sistemde ne kadar kaçsanız da bir yerden faiz size bulaşacaktır. Öyleyse banka sizin tasarrufunuzdan kâr ederken siz neden paranızın hiç değilse değerini koruyacak bir getiriyi almayacaksınız? Yazdığım görüşleri eleştirenler, önce kendi davranışlarının tutarlı olup olmadığını kontrol etmelidirler. Kayseri'den Ahmet Okur mektubunda şöyle diyor:
"Sayın hocam, sizin yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Bankalar konusundaki söyledikleriniz çok önemli. Özellikle Anadolu'daki biz iş adamları, bankalarda paralarımızı karşılıksız tutuyor, repo yapmıyoruz. Faiz endişesiyle paralarımız boş yere bankalara kâr sağlarken bizler ise o miktarlarda zarar ediyoruz. Dolayısıyla bu değer kaybına uğramamak için dolar, euro alıyor böylece bir darbe de ekonomiye vuruyoruz kanaatindeyim. Sizin yazılarınıza rağmen alışkanlıklar nedeniyle hâlâ bu endişe devam ediyor. Bu konuyu yüksek sesle duyurmanızı ve bizleri bu sıkıntıdan kurtarmanızı rica ediyorum. Saygılarımla."
Sayın Ahmet Okur'a teşekkür ederim.
İçinizin rahat etmesi için...
Hande Altuntaş, nişanladığı bir gençle birbirlerine karşılıklı nişan eşyası verdiklerini fakat bir müddet sonra delikanlının, "Ben nişanı bozdum, evlenmeyeceğim" dediğini yazıyor ve "Biz, onlara yaptıklarımızı istemedik. Ama onlar bize yaptıklarını istediler. Annemle babam da eşyaları geri göndermiyor. Dinen sakıncası var mı?" diyor. Şayet nişan, geçerli bir neden olmadan sizin tarafınızdan bozulsaydı erkek tarafının, verdiklerini iade etmeniz gerekirdi. Fakat nişanı erkek tarafı, geçerli bir neden olmadan bozduğuna göre sizin, verdikleri eşyayı iade etmeniz gerekmez. Ama içinizin rahat etmesi ve gönlünüzde bir dert olmaması için verilen eşyanın, sizin verdiklerinizden fazla olan kısmını, tamamen olmasa da yarısını iade etmeniz takva (temiz dindarlık) açısından daha iyidir.
Kimse kimseyi aldatmasın
Merkez Bankası'nın belirlediği faiz oranının, Kur'ân'ın yasakladığı riba sınırına girmediği kanısında olduğumu birkaç kez yazdım
Haberin Devamı

