Hadislerden, unutularak veya herhangi bir özürle vaktinde kılınmayan namazların, hemen kaza edileceği ve üzerinde kılamadığı namazlar olduğu halde ölen kimsenin yerine, namazlarının kaza edilemeyeceği ve bunlar için kefaret (fidye) verilmeyeceği anlaşılır. "O namazların, bundan başka kefareti yoktur" cümlesi bunu gösterir. Peygamber'in kaza edilmesini emrettiği namazlar; unutmak, uyku gibi bir özür dolayısıyla kılınamayan namazlardır. Bunların kazası lazım gelir. Fakat özürsüz olarak bile bile namaz kılmayan kimsenin bu namazlarını kaza etmesi gerekip gerekmeyeceği konusunda görüş aynlığı varsa da hadislerin metninden sadece bir özür dolayısıyla kılınamayan namazların kazasının gerekeceği, özürsüz olarak kılınmayan namazların, kazasının lazım gelmediği, son derece büyük günah olan namazı terk etmekten dolayı Allah'a tevbe ile af ve mağfiret dilemek gerektiği anlaşılır.
Büyük zorluktur
Şevkânî de Neylu'l-Evtâr'ında, "Uzun araştırmasına rağmen kasten kılınmayan namazların kazasının gerektiği hakkında geçerli bir delil bulamadığını" belirtmektedir. 40- 50 yaşlarına gelip Müslüman olanlar, daha önceki dönemlerinde yapmadıkları ibadetleri yapmakla yükümlü değillerdir, İslâm olmaları, önceki günahlarını siler. Uzun süre namaz kılmayıp daha sonra namaza başlayan da ömrünün ileri bir döneminde Müslüman olan kimsenin durumuna benzer. O kimsenin, geçen dönemlerindeki namazlarını kaza etmesi, büyük bir zorluktur. Zaten onların, tevbe ve istiğfardan başka kefareti de yoktur.
Tevbe eden mürted
İmam Ahmed ibn Hanbel'e göre kasten namazını kılmayan kimseye kaza gerekmez. Çünkü bu kişi mürted olmuştur. Tevbe eden mürtede, terk ettiği namazları kaza etmesi emredilmez. Nasıl yıllarca yıkanmayan insanın, daha sonra yıkanmayı adet edinip temizliğe başlayınca eski yıkanmamalarını kaza etmesi mümkün değilse uzun yıllar kasten yapılmayan ibadetlerin de kazası gerçekte mümkün değildir. Kaza diye yapılan, aslında şimdiki halde tevbedir, bir iç temizlemesidir.
Hasta olan insan
Eski hata ve kusurlara tevbe edip bundan sonra ibadetine devam etmelidir. Küfür diyarında Müslüman olup da farz olduğunu bilmediği için namaz kılmayan kimse, bunu öğrendikten sonra kılmadıklarını kaza etmez. Bayılmış olan kimse de baygınken kaçırdığını; delirenin delilik halinde kılmadıklarını ayıldığı zaman kaza etmesi lazım gelmez, îmâ ile dahi kılmaya gücü yetmeyecek derecede hasta olan insan da kaçırdığı namazlar, bir gün ve gecenin namazlarından fazla ise bunları kaza etmez (Fetâvây-i Hindiyye).
"Kasten namazını kılmayan kişiye kaza gerekmez"
Peygamber'in kaza edilmesini emrettiği namazlar; unutmak, uyku gibi bir özür dolayısıyla kılınamayan namazlardır. Bunların kazası lazım gelir
Haberin Devamı

