Ebu Davud'un rivayetine göre kadınlar, Huneyn'de de savaşa katılmışlar, şiir okuyarak askerlere moral vermişler, yaralıları tedavi etmiş, askerlere ok ve yemek taşımışlardır (Fethu'l-Bârî: 6/58). Bunun yanında Peygamber'in hanımları, ashâb için birer öğretmen durumundaydılar. Peygamber'den duyduklarını, onun ailesi içindeki yaşayış biçimini, ahlakını, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını gerek Medine halkına, gerek taşradan gelenlere anlatıyorlardı.
Bilindiği üzere mescitte namaz kılmak, yalnız başına namaz kılmaktan yirmi beş veya yirmi yedi defa daha faziletlidir.
Kadınların da mescide gelip namaz kılmaları sünnettir. Peygamber (s.a.v.), "Allah'ın cariyelerini (kadın kullarını) Allah'ın mescitlerinden men etmeyiniz" (Buharı, Cum'a: 13; Müslim, Salât: 36; Ebû Dâvûd, Salât: 52; Dârimî, Salât: 57; Muvatta', Kıble: 12; İbn Hanbel, Müsned: 2/16) buyurmuştur. Hz. Ayşe, müminlerin kadınlarının şafak vakti çıkıp Allah'ın Elçisi ile birlikte sabah namazını kıldıklarını söylemiştir (Buhârî, Mevâkît: 27).
İkinci Akabe bey'atinde bulunan yermiş kişi arasında iki de kadın vardı. Bunlar Amr İbn Adî kızı Esma ile Ka'b İbn Amr kızı Nuseybe idi (el-lsâbe: 4/418; Usdu'l-ğâbe: 5/230).
"Bırakıp kaçtınız mı?"
Peygamber'in halası, Abdu'l-Muttalib kızı Safiyye, Uhud Savaşı'na katılmış, Müslümanların bozulduğunu görünce mızrağıyla kaçan erkeklerin burunlarına vurarak, "Allah Elçisi'ni bırakıp kaçtınız mı?" demiştir. Kurayza olayında Allah'ın Elçisi, cepheye giderken ailesini, daha güvenli olan Hassan ibn Sâbit'in kalesine götürmüştü. O sırada bir Yahudi'nin kale içinde dolaştığı görüldü. Safiyye, Hassân'a inip o Yahudi'yi öldürmesini söyledi ise de Hassan, bir savaşçı olmadığını, bunu yapamayacağını belirtti. Safiyye aşağı inip, eline geçirdiği odunla Yahudi'yi hakladı (Alâm: 2/441-446).
Asıl adı Bereke olan Ümmü Eymen; Huneyn, Uhud ve Hayber savaşlarına katılmıştır. Uhud'da su taşır, yaralıları tedavi ederdi (Alâm: 1/127). Eşlem kabilesinden Rufeyde de yaralıları tedavi eden, bakıma muhtaç Müslümanların hizmetine koşan bir kadın sahâbîydi. Allah'ın Elçisi, kendi mescidinin yanında, bu hanım için bir çadır yaptırmıştı. İslâm tarihinde ilk Müslüman hemşire ve doktor kadın olan Rufeyde, ilk hastane sayılabilecek olan bu çadırda, yaralıları ve hastaları tedavi ederdi (Sîretu İbn Hişâm: 2/6). Hendek Savaşı'nda yaralanmış bulunan Sa'd ibn Mu'âz da bu kadının çadırında tedavi görürken Kurayza olayında hakem seçilmiş ve görevini yapmak üzere Kurayza'ya götürülmüştü.
"Kadınları mescitlerden men etmeyin"
Ebu Davud'un rivayetine göre kadınlar, Huneyn'de de savaşa katılmışlar, şiir okuyarak askerlere moral vermişler, yaralıları tedavi etmiş, askerlere ok ve yemek taşımışlardır (Fethu'l-Bârî: 6/58). Bunun yanında Peygamber'in hanımları, ashâb için birer öğretmen durumundaydılar
Haberin Devamı

