Kabir Azabı-3

Ruhun uzun yıllar, içinde yaşadığı beden kalıbıyla manevi bağlantısı vardır. Onu düşünür, onun yanına gelir, onun halini görür

Haberin Devamı

Ruh hayatı ölümle başlar
Ruhun uzun yıllar, içinde yaşadığı beden kalıbıyla manevi bağlantısı vardır. Onu düşünür, onun yanına gelir, onun halini görür. Hem böyle bedenini dışarıdan görür, hem de ruh, kendisini bedeninin içinde hisseder. Çünkü kendisini bedenden ayrılmakla beraber yine de şeffaf bir bedene, kendisini diğer ruhlardan ayıran lâtif bir cisme, bir şekle sahiptir. Bu şekil, dünyadaki bedeninin şeklidir. Ama ondan daha güzel veya daha çirkindir. Esas şekil, o şekildir. Bedenden ayrılan ruh, yine kendisini bedende hisseder.

Aynı zamanda kabirde bulunan bedeninin yanına gelir, kabrinin çevresinde bulunur ama oraya bağlı değildir. Basiret gözü açık olanlar, o beden içinde yaşamış ruhun, azapta mı, nimette mi olduğunu görebilirler. İşte Allah'ın Resulü (s.a.v), bazı kabirde bulunanların azaba uğradıklarını söylemiştir fakat onların cesetlerine azap ediliyor dememiştir. Bu azap cesede değil, ruhadır.

Bedenden ayrılan ruhun gördüğü azaba, kabir azabı denmiştir. Çünkü ruh hayatı, insanın ölümüyle başlar. Fakat insan ölünce genellikle kabre konulduğu için ruh hayatına, kabir hayab denmiştir. Aslında kabir hayatı, ruhun hayatıdır. Kabre konulsun konulmasın, bedenden ayrılan ruhun hayatı, azap veya nimeti kabir hayatı, yani ölümden sonraki hayattır. Şimdi sahih hadislere dayanarak kabir azabının mahiyetini anlatmaya çalışalım.

Zaptedici kanunlar
İnsanın dünyada yaptığı işler kaybolup gitmez. Her biri manevi bir şekil alarak zaptedilir. Malumdur ki, konuşulan bütün sesleri atmosfer, titreşim halinde zaptedip, muhafaza eder. Hareketlerimizin görüntüsü de yine dalgalar halinde uzayda kalır, yayılır. Uzaydaki sesleri, verici ve alıcı aletler vasıtasıyla kulaklarımızın duyacağı frekansa getirip duyarız. Uzaya yapılan görüntüleri de alıcı televizyon aracılığıyla ekrana yansıtırız. Yani uzaya yayılan hareketlerimizin titreşimleri, dalgaları ancak alet vasıtasıyla ekranda görülür. Demek ki uzay, hareketlerimizi de seslerimizi de muhafaza etmektedir.

İşte bizim bütün hareketlerimizi, zaptetmeye memur melekler, Allah'ın yarattığı zaptedici kanunlar, alıp tespit etmektedir. Bu hareketlerimiz, manada kendilerine uygun bir şekle dönüşmektedir. Ruh gözü, insanın yaptığı hareketlerin bazı şekillerini rüyada görür. Kabirde yani ölümden sonra ise ruh, tüm hareketlerinin şekilleriyle karşılaşır. İnsanın dünyada yapmış olduğu hareketler nimet veya azap şeklinde insanın karşısına çıkar. (Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR