Bir okurumun gönderdiği mesaja göre ben, "Ene medînetu'l-ilmi veAliyyun bâbuhâ...: Ben ilmin şehriyim, Alî de o şehrin kapısıdır. İlim şehrine girmek isteyen, kapıya gelsin" hadisini inkâr etmekle çok büyük günah işlemişim, hatta imanımın yüzde doksanı dahi güme gidiyormuş. Çünkü bu hadis, mütevatir bir hadis, inkârı küfre yakın bir günahmış. İşte önyargının tipik bir örneği. Olay bu zata nasıl intikal etti, bilmiyorum. Çünkü ben bu hadis rivayeti üzerinde durduğumu anımsamıyorum. Madem ki hakkımda bu şayia çıkmış, şimdi bu hadis, gerçekten mütevatir midir, bu konuda hadis uzmanlarının değerlendirmesini gözden geçirelim.
"Ben ilmin şehriyim, Alî o şehrin kapısıdır. İlim şehrine girmek isteyen, kapıya gelsin" rivayetini Hakim, Taberanî ve Ebu'ş-Seyh İbn Abbas'tan, Tirmizî ve Ebu Nuaym "Ben hikmetin eviyim (veya yurduyum), Alî de kapısıdır" şeklinde Hz. Alî'den çıkarmışlardır. Tirmizî ve Dadekutnî bu rivayetin ıstıraplı (çelişkili, tutarsız) gayri sabit ve münker olduğunu söylemiştir. Buhârî'ye göre bu rivayetin doğru bir yönü bulunmamaktadır. Yahya ibn Maîn, Ebû Hatim ve Yahya ibn Saîd'e göre bu rivayet yalandır, aslı yoktur. İbn Cevzî ve Zehebî de rivayetin uydurma olduğunu söylemişlerdir.
Saygısızlık değildir
Bu hadisin uydurma olmayıp hasen hadis olduğunu söyleyenler varsa da çoğunluk bunun uydurma olduğu kanısındadır. İbn Dakîk sabit olmadığını söylüyor. Makasıd sahibi: "Özetle: Bu anlamdaki rivayetlerin hepsi zayıf, çoğunun söz kalıpları rekîk(tutasız)dir. Necm'e göre bu rivayetlerin hepsi vâhî(felâket)dir." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ va Muzîlu'l-İlbâs Am-mâ'ştehere mine'l-Ahâdîsi Âlâ Elsineti'n-nâs: 1/203-204).
Aynı değerlerdirmeler için bakınız (Şevkâ-nî, el-Favâidu'l-Mecmû'ah fî'l-Ahâdîsi'l-Mav-dû'ah: 348-349). Fethu'l-Kadir sahibi Muham-med ibn Alî eş-Şevkânî, bu değerlendirmeleri verdikten sonra hadisin sahih değilse bile hasen derecesinde bir hadis olduğunu söyleyenler bulunduğunu, dolayısıyla hadisin yalan derecesinde olmadığını, doğru görüşün de bu olduğunu söylüyor (el-Fevâid: 349).
Büyük muhaddislerin "asılsızdır, yalandır, felâkettir" dediği bir rivayete karşı ihtiyatlı yaklaşımım, imanıma zarar vermez ve asla Hz. Alî'ye saygısızlık değildir. Çünkü zanna dayanmamayı, zandan sakınmayı, zanla kesin bilginin oluşmayacağını Kur'ân vurgulamaktadır.
Benim Hz. Alî ve Ehl-i Beyt'e karşı aşk derecesindeki sevgim, hiçbir rivayetle ilintili değil, Kur'ân'ın emri gereğidir. Çünkü Kur'ân, bize Allah Resulü'nün Ehl-i Beyti'ni sevmemizi emretmektedir. Ehl-i Beyt sevgisi, Sünnî, Şîî, Alevî bütün Müslümanların ortak değeridir. Kimse Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisini tekeline alamaz. Çünkü o büyük insanlar, harkese ışık sunan yıldızlardır.
İşte önyargının tipik bir örneği
Bir okurumun gönderdiği mesaja göre ben, "Ene medînetu'l-ilmi veAliyyun bâbuhâ...: Ben ilmin şehriyim, Alî de o şehrin kapısıdır. İlim şehrine girmek isteyen, kapıya gelsin" hadisini inkâr etmekle çok büyük günah işlemişim, hatta imanımın yüzde doksanı dahi güme gidiyormuş
Haberin Devamı

