Son zamanlarda yeme içme nerdeyse bir tutku halini aldı. Gereğinden fazla yiyoruz. Sonuç, aşın şişmanlık. Dünyayı bir obezite derdi sardı. Öyle insanlar var ki kapılardan sığmıyor. Bu kadar kilo derttir. Kiloyu atabilmek için ağzını tutma yerine çeşitli diyetlere, yağ aldırma operasyonlarına başvuruyorlar. Oysa gereğinden fazla ye-nilmese bu şişmanlık belası olmayacak, insan kırkından sonra yediği lokmayı hesap etmelidir. Hz. Peygamber, "İnsanoğlu, karnından (midesinden) daha kötü bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Bunu yapamıyorsa midesini üç bölüme ayırsın. Bir bölümünü yemeye, bir bölümünü içmeye, bir bölümünü de rahat nefes almaya bıraksın" buyurmuştur.
Çok kimse gereğinden fazlasını pişiriyor, yarısını çöpe döküyor. Nimeti çöpe dökmek yazıktır, günahtır. Oysa Peygamberimiz, "Biz acıkmadıkça yemeyiz, tam doymadan da yemeği bırakırız" buyurmuştur. İşte sağlığın reçetesi! Her şeyde israf, yemede, içmede, kullandığımız eşyada. Konutlarımız, gereksiz mobilyalarla dolup taşıyor ve herkes daha lüks mobilya için birbiriyle yarışıyor.
İsrafı kabirlere kadar taşıyoruz. Dünyada milyonlarca insan açlıkla, yoksullukla pençeleşirken biz milyarlar harcayıp saray gibi mermer kabirler yaptırıyoruz. O kabirlerin, altında yatan ölüye yaran ne? Kabrin belli olması için bir taş yeter. Bu ne israftır kabirlerde yapılan? Hiç İslâmi değil. Hatta sade ve kibar da değil. Kabirlerde bir düzen yok, kimi yüksek, kimi alçak, kimi mermerli, kimi daha yaldızlı. Oysa Avrupa'da kabirler daha sade. Her birinin başına bir taş dikilmiş veya sadece üstüne bir taş konmuş, etrafı çiçekle çevrelenmiş. Bir düzen var, sadelik var.
Tabii lüks yaşayabilmek kolay değil. Herkes bu kadar parayı nereden bulacak? Bulamayanlar da toplumsal dürtünün etkisiyle rüşvete, çalıp çırpmaya, ticarette hileye yöneliyor. Böylece olan geniş halk kitlesine oluyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniliyor. Topluma huzursuzluk yayılıyor. Hırsızlık, kapkaç, intihar, kavga aldı başını gidiyor. İsraf şimdiden çok, gelecek kuşakların aleyhine çalışıyor. Kendimizi disipline etmenin zamanı geldi de geçiyor. "Komşusu açken karnını doyurup yatan bizden değildir" hadisini prensip edinirsek toplumsal huzura ve mutluluğa kavuşuruz. Ne mutlu israftan, aşırılıktan uzak duranlara, ne mutlu insanların dertlerini ve mutluluklarını paylaşanlara!
İsraftan uzak durana ne mutlu
Son zamanlarda yeme içme nerdeyse bir tutku halini aldı. Gereğinden fazla yiyoruz. Sonuç, aşın şişmanlık. Dünyayı bir obezite derdi sardı. Öyle insanlar var ki kapılardan sığmıyor...
Haberin Devamı

