Soru: Sayın hocam, Bakara 282'de borç senedine 2 kadın ile 1 erkeğin tanıklık etmesi belirtiliyor. Bunun nedeni kadının ticari hayatta bulunmamasıdır. Ama günümüzde iktisatçı kadınlar da var ve bu kural hâlâ geçerli mi olacak? Kur'ân, evrensel bir din kitabıysa neden ticaretten anlayan demiyor da kadınlık erkeklik belirtiyor? (Aktan Akgün)
Cevap: Bakara 282'nci ayette, yazılan borç senedine gerek borçlunun gerek borç verenin güvendiği iki erkek, bu olmadığı takdirde bir erkek iki kadının tanıklık etmesi emredilmektedir. Bir erkek yerine iki kadının tanıklık etmesi, kadının erkekten aşağı telâkki edilmesinden değildir. İslâm, kadını erkekle eşit yapmıştır. Ancak yaratılış itibariyle kadın erkekten daha hassastır. Olaylardan daha çok etkilenir.
Çocuklarla uğraşmak, yemek pişirmek, ev işlerini yapmak gibi bir yığın meşguliyet onun zihnini yorar. Bu hassasiyet ve meşguliyet, ona doğrudan kendisini ilgilendirmeyen işleri unutturabilir, tanıklık ederken şaşırabilir. İşte kadının, hassas ve heyecanlı yapısından kaynaklanan şaşırma ihtimalinden dolayı ayette, bir erkek şahit yerine iki kadın şahit emredilmiş ve bu emrinin hikmeti de "ta ki biri şaşırıp unuttuğu zaman diğeri hatırlatsın" şeklinde açıklanmıştır.
Alışveriş, ticaret vs. işleri, kadından ziyade erkeğin işidir. Kadınların asıl görevi çocuk yetiştirmek, ev işlerini yürütmektir. İşte asıl erkeklerin görevi olan alışveriş, borçlanma gibi hususlarda şahitlik etmek de erkeğin görevidir. Ama erkek olmazsa bu görevi kadınlar da yapar. Ancak kadın, burada asıl görevi dışında bir vazife yüklenmektedir.
Erkeğe ait olan bir vazifeyi bir tek kadına yüklemek, onun için ağır olur. Bu nedenle vazife iki kadına yüklenmektedir. Bir erkek yerine iki kadının tanıklık etmesi, özellikle Kur'ân'in indiği dönemlerde erkeklerin işi olan ticari meselelerdedir. Diğer konularda kadınla erkek arasında bir fark yoktur. Bu özel durumu genelleştirmek doğru değildir.
Kur'an ışığını örten dar kalıpları bırakalım
Soru: Şu anki İslâm yaşayışı, sadece Kur'an-ı Kerim ve sağlam hadisler ışığında mıdır? (Ali Doğan Üstündağ)
Cevap: Evet gerçek din, Kur'an ve Kuran'a aykın olmayan senedi sağlam hadislerle belirlenmiş olan kurallardır. Eğer din, zamanla içtihat kapısı kapatılarak dar kalıplar içine sokulmasaydı bugün Müslümanların, en azından Bati düzeyinde bulunmalan, hatta onlardan da ileri durumda olmaları gerekirdi. Gerçek İslâm rönesansı, Kur'an ışığını örten bu dar kalıplan bırakıp Kur'ân'in getirdiği arı, duru, açık, berrak ve kolay dine dönmekle başlayabilir.
İslam'da kadın ile erkek eşittir
Bir erkek yerine iki kadının tanıklık etmesi, kadının erkekten aşağı telâkki edilmesinden değildir. İslâm, kadını erkekle eşit yapmıştır
Haberin Devamı

