İslâm'ın temeli tevhit inancıdır

Hz. Ali'nin tüm hutbelerini, "Nehcu'l-Be-lâğe" kitabında dikkatle okudum ve hiç bir yerde kendini Allah yerine koymak şöyle dursun, Allah'ın beşerî sıfat olmayacağını, Allah'a cisim isnat edilemeyeceğini, Allah'ı bir eşyaya benzetmenin küfür olduğunu vurgulayarak tevhit inancını muhteşem bir dille açıklamaktadır

Haberin Devamı

* Dünden devam
Hz. Ali'nin tüm hutbelerini, "Nehcu'l-Be-lâğe" kitabında dikkatle okudum ve hiç bir yerde kendini Allah yerine koymak şöyle dursun, Allah'ın beşerî sıfat olmayacağını, Allah'a cisim isnat edilemeyeceğini, Allah'ı bir eşyaya benzetmenin küfür olduğunu vurgulayarak tevhit inancını muhteşem bir dille açıklamaktadır. Acaba başka bir yerde size göre Hz. Ali, kendini Allah yerine koymuş mudur? Hz. Muhammed, Hz. Ali'ye hitaben, "Sen Allah'sın" demiş midir? Yoksa tüm bu iddialar bir iftira veya uydurma tezler midir? Peygamber Efendimiz; Hz. Ebubekir, Ömer ve Osman'ı lanetlemiş midir? Ayrıca Nusayrî şeyhlerinin iddia ettiği gibi Kur'ân-ı Kerîm'de batınî anlamda Hz. Ali'yi Allah yerine koyan bir ayet veya meal var mıdır? Abdullah ibn Sebe kimdir, Hz. Ali onu, oğullarıyla birlikte Kûfe'de idam etmiş midir? Muhammed ibn Nusayr hangi tarihlerde, nerede yaşamıştır? Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'le ilişkisi nedir? Hz. Ali, Nehcu'l-Belâğe'deki bir hutbesinde Peygamber sünneti dışında ve din ikmal edildikten sonra (632) ortaya çıkacak başka din, tarikat ve bunları tesis edecek yalancı peygamberleri ve şeyhleri kafir ve sapık ilan etmektedir. Bu takdirde onun yolundan gidip tarikat kuranlar ve başka namaz ihdas edenler ne oluyor? (Haydar Güler)

Cevap: Haydar Bey, çok önemli bir konuyu dille getirmektedir. Her şeyden önce bilmelidir ki, İslâm'ın temeli tevhit yani Allah'ın birliği ve hiçbir yaratığın Allah olmadığı, tanrılık sıfat taşımadığı, Allah ile kul arasında bir aracı bulunmadığı inancıdır. Kur'ân'ın baştan sona her suresinin temel konusu bu tevhit inancıdır. Hz. Ali, 7 yaşındayken Peygamberimizin evinde, onun eğitimi altında büyümüş, sonunda da onun en sevgili kızıyla evlenerek damadı olmak şerefine ermiştir. Ömrünü de İslâm'a hizmete vakfetmiştir. Hemen bütün tasavvuf silsilelerinin imamı, Hz. Ali kabul edilir. 1400 küsur yıl önce vukubulan siyasi olaylan inanç haline getirip Peygamberin diğer sahabilerini küçümsemek, onlara dil uzatmak hiç kimseye bir yarar sağlamaz. Peygamberimiz; Hz. Ebubekir'in de Hz. Ömer'in de kızıyla evlenip onlara damat olmuştur. Acaba Allah'ın vahiy yönetiminde hareket eden Peygamber, onların kızlarıyla evlenmekle hata mı yapmıştır? O, hayati boyunca tek bakire olarak evlendiği hanımı Hz. Ayşe'yi sevmiş ve ruhunu da onun odasında Allah'a teslim etmiştir. Ayrıca Hz. Ömer halifeliğinin son yıllarında Hz. Ali'nin kızıyla evlenmek suretiyle Peygamber ailesiyle daha yakın akrabalık kurmak istemiştir. Bu yazdığım bir gerçektir ve Musnedu Ömer al-Faruk adlı eserde senediyle birlikte anılmaktadır. * Devam edecek

DİĞER YENİ YAZILAR