Soru: Time Dergisi, dinle ilgili iki kapak yapmıştı. Bunlardan birisi, "Where did God go: Allah nereye gitti?" başlığını taşıyordu. Sizce Hıristiyanlar neden bunları tartışıyor? Müslümanlar böyle bir konuyu tartışmıyor mu?
Cevap: Batıda Hıristiyan inancı zayıflamakta, din insanları doyurmamaktadır. Çünkü temel inanç haline getirilmiş olan teslis (Tanrı'nın üç elemanlı bir varlık oluşu), düşünen insanları tatmin etmez olmuştur. Bu en temel inanç sarsılınca dine bağlılık zayıflamaktadır. Sadece pazar günleri kiliseye gelenlerin sayısı çok azalmıştır. Hıristiyanlık, Avrupa'da sadece bir genel kültürden ibaret kalmıştır.
Papaz okullarına devam eden öğrencilerin sayısı gittikçe azalmaktadır. Artık insanlar kiliseye girmiyorlar, boş kalan kiliseler satılıyor ve Müslümanlar bunlan alıp camiye çeviriyorlar. Sadece Rotterdam'da iki büyük kilisenin camiye çevrildiğini (birinin adı Ayasofya, diğerinin Kocatepe) biliyorum.
İnancın zayıflamasının ve tartışılır hale gelmesinin bir diğer nedeni de, "Biri senin bir yanağına vurursa, öteki yanağını da çevir", "Kayser'in hakkını Kayser'e, Allah'ın hakkını Allah'a verin" diyen İsa dini mensuplarının, birkaç asırdan beri son derece bencil, sömürgeci davranış göstermeleridir.
Tartışılacak bir yan yok
Güney Afrikalı bir papaz, "Avrupalılar buraya geldikleri zaman onların boyunlarında İncil asılıydı, bizim elimizde sapan vardı. Sonra onlar İncil'i bizim boynumuza astılar, elimizdeki sapanı (yani toprağımızı) kendileri aldılar" demişti. Batının bu sömürgeci ve egoist ruhu sürmektedir. İşte Irak'ın durumu. Niye geldiler bunlar Irak'a? Iraklıları kurtarmak için mi? O halde niçin öldürüyorlar? Irak'tan önce kurtarılması gereken pek çok ülke var dünyada. Ama oralarda petrol yok. Onlar Irak'ı değil, petrolü kurtarmak için geldiler.
Ama Müslümanlar sömürgeci olmadılar. Gittikleri yerlerin halkının topraklarını ellerinden almadılar. Onlara din ve dil özgürlüğü, ekonomik özgürlük tanıdılar. Osmanlılar Cezayir'de 300 yıl kaldılar, Arap ülkelerinde 4 asır kaldılar ama onların dillerine ve kültürlerine dokunmadılar. Arap ülkelerinin hiçbirinde Türkçe konuşulmadı ve halka da öğretilmedi. Fransızlar ise 130 yıl kaldılar. Herkes Fransızca konuşuyor ve yakın zamana kadar resmî yazışmalar da hep Fransızca idi.
İslâm'ın orijinalinde tartışılacak bir yan yok. Ama tartışanlar ve sorgulayanlar, İslâm'ın özünü bilmeyenlerdir. Bizim eleştirdiğimiz, kaldırmaya çalıştığımız bid'at ve hurafeleri din sanıp, bunlar bahanesiyle din hakkında kuşku uyandırmaya çalışıyorlar. Ama bunların dinde olmadığını bilseler, bu sorgulamaları yapanların da dinlerini seveceklerine inanıyorum. Bir batılı yazar, "Hıristiyanlar alim olunca Hıristiyanlıktan, Müslümanlar da cahil kalınca Müslümanlıktan çıkarlar" demiş. Doğru bir söz.
İslâm'ın özünü bilmeyenler!
Batının bu sömürgeci ve egoist ruhu sürmektedir. Ama Müslümanlar sömürgeci olmadılar. Gittikleri yerlerin halkının topraklarını ellerinden almadılar
Haberin Devamı

