İslâm'ın asıl hedefi köleliği kaldırmaktı

Soru: İslâmiyette köleliğin yeri nedir? Neden İslâmiyet'in doğusuyla kölelik tamamen kalkmamıştır?

Haberin Devamı

Soru: İslâmiyette köleliğin yeri nedir? Neden İslâmiyet'in doğusuyla kölelik tamamen kalkmamıştır?(Ozan Sayın)

Cevap: Vaktiyle aynı mealde bir soruya verdiğim cevap şudur: İslâm, köleliğin kaldırılması için önemli adımlar atmıştır. Ancak birden bire yasaklanmamıştır. Bazı toplumsal yasakların zamana yayılması dinin tedricilik prensibi gereğidir. Eğer Kur'ân'ın ve Peygamber'in prensipleri gereğince uygulansaydı, Peygamber asrından hemen sonra köleliğin tamamen kaldırılmış olması gerekirdi. Çünkü, "Fakat insan, o sarp yokuşa atılamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek" (Beled: 11-13) ayetlerinde, köleleri özgürlüğe kavuşturmanın, ulaşılması gereken bir hedef olduğu vurgulanmaktadır. Kur'ân, bazı günahların ve hataların kefareti olarak köleyi özgürlüğe kavuşturma gereğini koymakla, insanlan özgürlüğe kavuşturmanın ne denli önemli bir şey olduğunu göstermiştir.

İnsafsızlık olur
Peygamber (s.a.v.) de hür bir insanı köle yapıp satan kimsenin, kıyamette hasmı olacağını buyurmuştur. Öyleyse İslâm'ın köleliği benimsediğini ya da teşvik ettiğini söylemek insafsızlık olur. Köleliğin esas kaynağı savaşlardı. Kur'ân, bu kaynağı kurutmakla köleliğin kaldırılmasına giden yolu açmıştır. Çünkü Kur'ân'ın savaş tutsakları hakkındaki hükmüne göre tutsak ya lütfen veya fidyeyle serbest bırakılır. Tutsağın köle de yapılabileceği bir üçüncü seçenek yoktur. Demek ki İslâm'ın asıl hedefi, köleliği kaldırmaktı. Zaten kölelik, tevhit dininin özüne aykırıdır. Zira tevhidin temel ilkesi, insanları sadece Allah'a kul yapmaktır. Kölenin anlamı kul demektir. İnsan insanın kulu olamaz, insan sadece Allah'ın kuludur.

Yaygın bir adetti
Madem İslâm'ın amacı, köleliğin tamamen kaldırılmasıydı o halde neden ilahi bir emirle tamamen kaldırılmadı? Çünkü savaş tutsaklarını köle yapmak, o zaman bütün dünyada yaygın bir adetti. İnsan köleliğinin kaynağı da savaşlardı. Ta yakın zamanlara kadar çeşitli uluslarda görülen bu uygulama, İslâm ile bir darbe yemiştir. Ayetleri göz önüne alırsak, esir hakkında yapılacak tek şey vardır, o da onu savaştan sonra serbest bırakmaktır. Bu serbest bırakma da fidyesiz veya fidyeyle olur. Ayette menn, daha önce anıldığına göre esiri fidyesiz bırakmak daha makbuldür. Kur'ân, insan özgürlüğünün kısıtlanmasını asla doğru bulmaz.

* Bu konuya yarınki yazımda da devam edeceğim.

DİĞER YENİ YAZILAR