Dünden devam
Perdesi nurdur, perdeyi açsa, yüzünün sübhaları (nurları) gözünün iliştiği her yaratığını yakar (Müslim rivayet etmiştir) hadisi de Allah’ın gözü yanında yüzünün ışıklarının etkisini anlatmaktadır. Allah’ın zatının mahiyeti bilinmediği gibi sıfatlarının mahiyeti de bilinmez. Gelmek, gitmek, inmek gibi yaratıklara özgü eylemler de Allah hakkında kullanılır ama bütün bunların sadece adı ortaktır ama niteliği tamamen farklıdır. Allah’ın gelişini, gidişini, inişini, çıkışını yaratıkların eylemlerine benzetmek büyük hata olur. Yüce Allah, “Melekler de saf saf dizili olduğu halde Rabbin geldi” (Fecr Suresi: 22) ayetiyle kıyamette yüce Divan’a gelip kullarını muhakeme edeceğini bildirmiştir.
Kanaatimize göre Kur’ân’da haber verilen sıfatları aynen kabul etmek gerekir. Fakat zatının mahiyeti bilinemeyeceği gibi O’nun sıfatlarının mahiyeti de bilinemez. Bu kadarcık teoloji bilgisi verdikten sonra okuruma şunu diyorum: Siz öyle bir çırpıda şu uydurma, bu uydurma derseniz işte bu sözleriniz, Kur’ân’a dil uzatmaya kadar varır. Allah insana kendisini ve manevi varlıkları bizlerin algı kapasitesine göre anlatır. İnsan genelde soyut düşünemez ve soyutu kavrayamaz. İşte o soyut manalar, insanların akıllarına yaklaştırılarak somut kavramlarla anlatılmaktadır. Kur’ân’ın ve İslâm’ın ruhunu bilenler mecazla hakikati birbirinden ayırt edebilirler. Ama bu iş uzmanlık ister.
Allah, kuluna şah damarından daha yakın olduğunu, iyilere yakın olduğunu da vurgular. Siz bundan hemen mekân düşünürseniz sözün amacını anlamamış olursunuz. Burada yakınlıktan kasıt mekân yakınlığı değil, bilgi yakınlığı, sevgi yakınlığıdır. Allah’ın yakın göğe inmesi de insanların gönüllerine yaklaşmasını ifade eder. Gece vakitleri Allah’ın sevgisi, merhameti insanlara, dua edenlere en yakın konumda bulunur. Yoksa Allah için zaman veya mekân söz konusu değildir. Zamanı da mekânı da O yaratmıştır. O’nun olmadığı mekân yoktur. Tüm mekân ve zamanlar O’nunla vardır. O her varlıkta kendini göstermektedir. Şu evrenin varlığı hakikatte görüntüdür, gerçek varlık O’nundur.
İslâm’ın ruhunu bilenler mecazla hakikati ayırır
Haberin Devamı

