İslâm, Allah katında kölelerle efendilerini eşit saymıştır

İslâm geldiği zaman Ortadoğu'da hakim olan dinlerde bir erkeğin alacağı kadın sayısında sınır yoktu. Erkek, istediği kadar kadınla evlenebilirdi

Haberin Devamı

Soru: Harem sisteminin İslâm'daki yeri nedir? (Elvan Yurduşen)

Cevap: İslâm geldiği zaman Ortadoğu'da hakim olan dinlerde bir erkeğin alacağı kadın sayısında sınır yoktu. Erkek, istediği kadar kadınla evlenebilirdi. İslâm bunu 4'e indirmiş ve ağır şartlara bağlamış, bir taneyle yetinmenin en uygun olduğunu vurgulamıştır. Yine o dönemde hemen hemen bütün dünyada kölelik ve cariyelik sistemi egemendi. İslâm bu sistemin kaldırılmasını hedef göstermiş ama şartlar elverişli olmadığından tümden kaldırmamıştır (Bu konuda Kuran Ansiklopedisi'ndeki, Kölelik ve Esaret maddelerini okuyabilirsiniz).

Beled Suresi ne diyor?
İslâm, köleliği tümden kaldırmamakla birlikte o zamana dek bir eşya gibi kabul edilen ve öyle muamele gören köleleri ve cariyeleri, Allah katında efendileriyle eşit saymış, onlara iyi davranılmasını, ağır işleri yapmaya zorlanmamalarını emretmiştir. Cariye, köle kadın demektir. Köle kadın, bir çeşit hizmetçidir. Cariyenin sahibi dilerse cariyesine izin verip evlendirir, dilerse onunla ilişki kurar. Elbette cariyeliğin tamamen kaldırılması hedeftir. Beled Suresi, köle ve cariyelerin özgürlüğe kavuşturulmasını, aşılması gereken bir hedef olarak göstermektedir. Kuran, köle ve cariyeliği teşvik etmemiş, tersine onları özgürlüğe kavuşturmanın ibadet olduğunu söylemiştir.

Aslında iyi bir sistemdi
Hz. Peygamber'in, sadece iki cariyesi vardı ki bunlardan birisi kendisine bir çocuk vermekle ümmü veled (çocuk anası) sıfatıyla Peygamber'in hanımı olmak şerefine ermiştir. Osmanlı devletinde 300-400 cariyeden söz edilir ama sanıyorum bunlar abartıdır. Bu kadınlar, padişah sarayında özel eğitimden geçirilir, en iyi şekilde yetiştirilirdi. Bunlar içerisinden 10-12 kadın seçilirdi. İşte padişah bunlarla ilişki kurardı.

Şayet bunlardan biri çocuk doğurursa padişahın baş kadını olurdu. Niçin böyle yapılmıştır? İstenmiştir ki, padişahın kayınpederi, kayınbiraderi olmasın ve kadının akrabalarının etkisiyle yakınlar korunmasın, padişah tüm milletin babası olsun, herkese eşit açıdan baksın. Sistem aslında iyi idi, sonra bozulmuşsa bu da doğaldır. Önemli olan kuruluştaki amaçtır.

Sünnet, Müslümanlığın ayırıcı bir vasfı olmuştur
Soru: 5 yaşında ikiz erkek torunumuz var. Önümüzdeki yıl onları sünnet ettirmeyi düşünüyoruz. Ancak gelinim ve oğlum, bir gazetede sünnetin Kuran'da yeri olmadığını iddia eden bir yazı okumuşlar. Bu nedenle çocukları sünnet ettirmekten vazgeçtiklerini söylüyorlar. Eğer bizi bilgilendirirseniz bütün aile rahat bir nefes alacak. (G. A.)

Cevap: Sünnet Kuran'da yoktur. Dinin iki kaynağı vardır. Kuran ve Peygamberimizin sözleri ve uygulamaları. Sünnet, Hz. İbrahim dininden kalma köklü bir uygulamaydı. Peygamberimizin kendisi sünnetli olduğu gibi bütün toplum da sünnetliydi. Yahudilikte de sünnet köklü bir dini gelenektir. Sünnet, 15 asırdan beri İslâm'ın ayırıcı bir vasfı olmuştur. Sünnetsiz olana gayrimüslim gözüyle bakılır. Din sadece Kuran'da yazılanlardan ibaret değildir. Lütfen gelin hanım çocuklarını sünnet ettirsin.

Ruhunuzdan görünmez âleme pencere açılıyor
Soru: Çok sık rüya görüyorum. Daha sonra bunlar gerçek oluyor. Rüyaların özel ve gizli bir anlamı var mı? Rüyaların İslâmi açıdan taşıdığı önem nedir? (Evrim Akın)

Cevap: Rüyalarınız yakın veya uzak vadede gerçek oluyorsa bu, sizin ruhunuzun saflığını, ruh gözünüz üzerindeki maddi perdenin şeffaflaştığını, ruhunuzdan görünmez âleme pencere açıldığını gösterir. Eylemlerinize dikkat ediniz. Bu bir sınav da olabilir. Tavır ve hareketlerinizin Kuran çizgisinde olmasına özen gösterirseniz, ruhunuz daha da yücelecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR