12 Mayıs 1976 Çarşamba günü saat 09.00'da tekrar toplandık. Saat 12.00'ye kadar yine konuştular, konuştular... Verilen aradan sonraki toplantıda ise Mısırlı Doktor Necib İskender söz aldı. Kısa keseceğini söyledi ama daha önce yaptığı birkaç konuşmayı yinelemeye başladı. Konuştu, konuştu... Bu arada Başbakan Saddam Hüseyin geldi. Kongreyi yöneten Muhammed Mahcup kalktı, Başbakan'ı dış kapıda karşıladı. Bütün üyeler dün olduğu gibi bugün de Başbakan'ı ayakta alkışladılar. Mısırlıların gösterişe çok meraklı ve çok konuşan insanlar olduklarını bilirdim de bu kez daha iyi anladım. Çünkü Saddam Hüseyin gelince Mısırlı konuşmacı, daha önce yarım saat bıktıra bıktıra çektiği nutku yineledikten sonra lafı daha da uzattı. Söyledi de söyledi. Ama: "Âyînesi iştir kişinin lâfe bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."
Tabii hepsi palavraydı
13-14 Mayıs günlerinde komisyonların hazırladıkları raporlar okundu. Daha sonra Devlet Başkanı Ahmed Hasan el-Bekr ile Başbakan Saddam Hüseyin'e birer telgraf çekildi. Saddam Hüseyin'in kongreye verdiği önem övüldü, onun belirttiği fikirlerin ışığı altında hareket edileceği vurgulandı. Ülkenin üniversite profesörleri, Saddam Hüseyin'in fikirleri ışığında hareket edeceklerini söylüyorlardı. Henüz 35-37 yaşlarında bulunan bir adamın söylediği üç beş kelime, yıllarca bilim için çalışmış adamlara ışık tutacakmış. Tabii hepsi palavraydı. Başka türlü olamazdı ki zaten...
Irak'ta yönetim iki kişinin elindeydi. Dükkanlarda, resmi dairelerde, bankalarda, her yerde Bekr'in ve Saddam'in fotoğrafları yan yana duruyor. Bir tahtta iki sultan oturmaz ama şimdilik Irak'ta iki sultan oturmuş.
Tam bir esaret rejimi
1973 yılında da Irak'a gitmiştim. O zaman ticaret serbestti, devletleştirilmemişti. Şimdi toprak kamulaştırılmış. Bütün şirketler devletleştirilmiş. Dükkanlarda aradığınızı bulamıyorsunuz. İki arkadaş bana, 7 aydan beri bir tek patates yiyemediklerini söyledi. Dükkanlarda çay aradım, bulamadım. Sadece bir yerde açık çay buldum, onu da almadım.
Bu adamlar, demokrasi ve sosyalizm adıyla ülkeye tam bir felâket ve esaret rejimi getirmişler. Halkın ağzını bıçak açmıyor. Tek parti, birkaç kişiden oluşan bir zümre idaresi.
Konferansta, yanımdaki kişiye "Irak'ta hürriyet var mı?" diye sordum, "Var" dedi. "Devlet başkanı veya başbakan eleştirilebilir mi?" dedim, "Hayııır!" dedi. İşte böyle bir rejim, böyle bir hürriyet ve demokrasi (!)
Saddam ile Bekr arasında bir çatlak var gibi görünüyor. Muhakkak ki Saddam, general olan zirvedekinden geri kalmamak için kendisine de general rütbesi vermiş veya verdirmiş. Aydın kesim yönetimden memnun değil.
Irak'ı iki kişi yönetiyordu (2)
12 Mayıs 1976 Çarşamba günü saat 09.00'da tekrar toplandık. Saat 12.00'ye kadar yine konuştular, konuştular... Verilen aradan sonraki toplantıda ise Mısırlı Doktor Necib İskender söz aldı. Kısa keseceğini söyledi ama daha önce yaptığı birkaç konuşmayı yinelemeye başladı
Haberin Devamı

