Bazı basit düşünceli kişiler, insanın evrimini kabul etmeyerek, "Allah'ın, Adem'i bir anda yaratmaya gücü yetmez mi ki bu kadar uzun zamanda yaratsın?" der ve evrim düşüncesini Kur'ân'a ve Allah'ın kudretine aykırı bulurlar. Düşünmezler ki Allah için zaman söz konusu değildir. O'na göre milyonlarca yılla bir an, birdir. Biz yaratıklara göre milyonlarca yıl süren olay, Allah için bir anda meydana gelmiştir. Çünkü sonlu varlıklar olan bizler, zamanı böler ve parça parça algılarız. Ama Allah, parçalan bütünleştirir. Çokluklar O'nda bir olur. Katreler denizde birleşir. Kesret, vahdete döner.
Allah'ı insanla karıştırmak, sınırsız kavramı sınırlı algılarla karşılaştırmak yanlış yargılara götürür. Kaldı ki birdenbire yaratıvermek basit bir şeydir. Ama ince planlar, yasalarla milyonlarca yıl içinde dünyadan süzüle süzüle meydana getirilmiş varlığın değeri büyüktür. Bundan dolayı Allah, insan için "Gerçekten biz, insanoğluna çok ikramda bulunduk, onu çok değerli, şerefli yaptık" (İsrâ: 70) buyurmak suretiyle insanın değerini belirtmiştir.
Kâinatın tamamı tekâmül kanununa göre yaratılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesine göre üzerindeki canlıların anası olan şu dünya, dört ilahi günlük, yani dört büyük zamanlı evrim sürecinden geçirilerek bu şekle sokulmuştur. Canlıların zübdesi olan insan da çok derin bilgi, ince hesap ve planların sonucunda süzüle süzüle tabiat güçlerine hükmeden, dünyayı onaran, daima ilerleyen, kalkınan bir mükemmel varlık haline getirilmiştir.
Ama yine tekrarlayalım ki bu uzun süre bize ve bizim ölçülerimize göredir. Bize göre milyonlarca yılda yaratılmış olan insan, Allah'a göre bir anda yaratılmış demektir. Çünkü O'nun için bütün zaman bir andan ibarettir. Zamanın parçaları O'nun katında bütünleşir. Milyonlarca yıl, ân-ı vâhide'ye (tek ana) döner. Gerçeği Allah bilir.
Evrim Teorisi'ni Müslümanlar işlemiş ve geliştirmişlerdir. İlk defa Câhiz (Ö.255/868) göçlerin ve genel olarak çevrenin, kuşların hayatında yaptığı değişikliğe dikkati çekmiştir. Daha sonra Bîrûnî'nin çağdaşı İbn Miskeveyh (ö. 421/1030), el-Favzu'l-Asğar adlı eserinde bu evrim görüşüne daha belirgin bir şekil vermiştir:
"Yüksek âlemden inen nefs, yani ruh, çeşitli dünya varlıklarında kendini göstermiş ve tekâmül ederek insanlık mertebesine gelmiştir. Bu yüce hayat eserini kabul eden ilk varlık bitkidir. Aşağı düzeyinde bitki, tohumsuz ürer. Otlar gibi. Bunlar minerallerden, azıcık hareket yeteneğiyle ayrılırlar. Hayat eseri nefs, bitkilerde güçlenmeye devam eder, gelişir, tohumla üreyen bitkiler meydana gelir. Bunlardan sonra köklü, yapraklı ve meyveli ağaçlar türer."
(Devam edecek)
"İnsanoğluna çok ikramda bulunduk"
Bazı basit düşünceli kişiler, insanın evrimini kabul etmeyerek, "Allah'ın, Adem'i bir anda yaratmaya gücü yetmez mi ki bu kadar uzun zamanda yaratsın?" der
Haberin Devamı

