Soru: Bir dinden başka dine geçenlerin durumu nedir? Ayrıca, "Siz bir şeyi şer görürsünüz oysa o sizin için hayırdır, siz bir şeyi hoş bulursunuz ama o sizin için serdir" ayetini açıklar mısınız? (Şengül Volkan)
Cevap: İslâm'dan başka dine dönen kimseye mürted, başka bir dinden İslâm'a dönen kimseye de hidayete gelmiş, doğru yolu bulmuş anlamında mühtedi denilir. Okurum, sanıyorum İslâm'dan dönmenin hükmünü soruyor. İslâm'dan dönmeye irtidâd denilir. İrtidâd, Allah'a verilen sözden dönme, Allah'a verilen ahdi bozmadır ki, bunu gönül isteğiyle yapmak çok büyük bir günahtır. Ancak zor karşısında sadece dille inkâr etmek günah olmadığı gibi şahsıyla ilgili herhangi bir günahı yapmaya zorlanan da o işi yapmaktan ötürü sorumlu olmaz.
İrtidâd, büyük bir günah olmakla beraber Kuran-ı Kerîm'de buna dini bir ceza (önleyici bir yaptıran) konmamıştır. Çünkü iman gönül işidir. Zorlamayla olmaz. Dinden dönen, içinden inkâr ediyorsa, dille inandığını söylese bile gerçekte mümin değildir. Öyleyse dinden dönen kimse, zorla dine sokulamaz. Dinde ikrah yoktur. İrtidâd Allah'a karşı işlenen bir suç olduğundan buna bir ceza belirlenmemiş, diğer tür dini hükümler gibi cezası ahirette Allah'ın hükmüne bırakılmıştır. İnsanlara tam bir inanç özgürlüğü tanıyan Kuran, inancın bir vicdan ve gönül işi olduğunu vurgular: "Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tâğût'u (şeytan) inkâr edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır" (Bakara: 256).
Allah, insanın yararına olan şeyleri emreder
Diğer sorunuza gelince, Bakara: 92/216. ayette insanların hoşlarına gitmeyen şeylerin, yararlarına, hoşlarına giden bazı şeylerin de zararlarına olabileceği, işlerin iç yüzünü ancak Allah'ın bildiği belirtilmektedir. Olayların iyi veya kötü olduğunu, bunlardan doğacak yarar veya zararları deneyle bilir. Çoğu kez bir olayı denemeye imkân olmaz. Denemeye kalkıldığı zaman da iş işten geçmiş olur. İnsan, olayların dış yüzünü bilir, halbuki Allah, her şeyin dışını da içini de bilir.
Nice üzüldüğümüz şeyler vardır ki, sonunda bizim için çok hayırlı olmuş ve nice sevip istediğimiz şeyler vardır ki, kötü sonuç doğurmuştur. O halde elimizden geldiği, gücümüzün yettiği kadar yararlı işler yapmaya, kötü sonuç doğuracak işlerden kaçmaya, tehlikelerden sakınmaya çalışmalıyız. Fakat Allah'tan başımıza bir olay geldiği, hoşumuza gitmeyen, bizi üzen bir olayla karşılaştığımız zaman da kendimizi üzüntü girdabına atmak yerine sabretmeli, işin sonunu beklemeliyiz. Allah'ın takdiri ne şekilde tecelli ederse etsin, mutlaka hakkımızda hayırlıdır. Atalarımız, "İnsanın gücüne giden şey hakkında hayırlıdır" demişlerdir.
Doktorun yazdığı ilaç acı olsa da şifa verir
Bir babanın, çocuğunu bazı şeylerden men etmesi, çocuğun zoruna gitse de onun yararınadır. Doktorun verdiği ilaç acı da olsa hastaya şifa verir. Şayet Yüce Allah da sana istediğin bir şeyi vermiyorsa, seni yoksul yaşatıyorsa, seni çocuksuz yapmışsa veya çok sevdiğin bir şeyi elinden almışsa üzülme, sabret. Bu hoşuna gitmeyen işlerin içinde senin için kim bilir nice faydalar vardır.
Biz Rabbimizin her an, her nefeste bin türlü nimetiyle besleniyoruz. Derler ki, padişahın biri kendisine sunulan bir elmanın zehir gibi acı olduğunu görünce şaka için onu vezirine uzatmış ve "Hele şunu ye" demiş. Vezir elmayı kıür kıtır yemiş. Padişah, "Yahu o zehir gibi acıydı. Nasıl yedin onu?" deyince Vezir, "Padişahım, ben o elden o kadar tatlı nimetler yedim ki, şimdi onun verdiği bu acıyı yememek mertliğe yakışmaz" diye cevap vermiş.
Hz. Ali, "Sabır, tökezlemeyen bir binektir" demiş. Ebu Muhammed el-Ceriri ise "Sabır, nimet ve mihnet halini fark etmemek, her ikisini de huzurla karşılamaktır. Tasabbur (zoraki sabır) ise içinde belanın ağırlığını, acısını duymakla beraber belaya dayanmaktır" demiş. Ceriri'nin bu sözünü Yunus Emre daha güzel bir ifadeye dökmüştür:
"Lütfün da hoş kahrın da hoş."
İnanç, vicdan ve gönül işidir zorla olmaz
Soru: Bir dinden başka dine geçenlerin durumu nedir? Ayrıca, "Siz bir şeyi şer görürsünüz oysa o sizin için hayırdır, siz bir şeyi hoş bulursunuz ama o sizin için serdir" ayetini açıklar mısınız? (Şengül Volkan)
Haberin Devamı

