İmam-ı Ca'fer Hazretleri'ne saygım büyük

Y. Yakupoğlu isimli bir Ca'feri kardeşimiz, altı ciltlik tefsirimi okuyunca hakkımızda sevgi beslemeye başladığını, 23 Ocak 2003 tarihli, "Dinin amacı ayrılık değil birliktir" başlıklı yazımızı okuyunca fikrini değiştirdiğini söylüyor

Haberin Devamı

Y. Yakupoğlu isimli bir Ca'feri kardeşimiz, altı ciltlik tefsirimi okuyunca hakkımızda sevgi beslemeye başladığını, 23 Ocak 2003 tarihli, "Dinin amacı ayrılık değil birliktir" başlıklı yazımızı okuyunca fikrini değiştirdiğini söylüyor. Buna neden olarak da bu yazımda Ebu Hanife'den söz ettiğim halde bir türlü dilim varıp da onun feyz aldığı İmam-ı Ca'fer'den söz etmediğimi gösteriyor ve bundan benim de içimde Şii düşmanlığının gizli olduğu kanısına vardığını belirtiyor.
Ben o yazımda mezhepten, mezhepçilikten söz etmedim. Mezhebin din olmadığını belirttim. İmam-ı Ca'fer Hazretleri'ne en az bu mektubun sahibi kadar sevgim ve saygım vardır. Peygamberin torununa sevgi beslemeyen samimi bir Müslüman düşünemiyorum. Şairin dediği gibi:

"Ya Rab beni dur eyleme evlâd-ı Alî'den
Zira ben onun bendesiyem kalû belî'den!"

Bu, insafla bağdaşmaz
Bizde Şii düşmanlığı bulunduğu hakkındaki görüş ise insafla bağdaşmaz. Bize kadar hiçbir Türkçe ilmihalde Şîâ'ya yer verilmemişken biz 30 yıl önce yayınlanan "Yeni İslâm İlmihali" adlı eserimizde İmam-ı Ca'fer Hazretleri'ne saygımızdan ötürü onun mezhebine yer ayırmışız. Bakın orada İmam-ı Ca'fer ve mezhebi hakkında ne diyoruz: "Şia'nın çoğunluğunu, Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra on iki imam kabul eden İmâmiyye kolu oluşturur. Kur'ân'ın emirlerine sıkıca bağlı olan İmâmiyye Şîâsı'nın temelde siyasi olan imamet meselesi dışında ehl-i sünnetle bazı içtihat farkları bulunmakla beraber bunlar pek önemli değildir. İmâmiyye Şîâsı, Ca'ferî Mezhebi'ne mensuptur. Bu mezhebin imamı Ca'fer-i Sâdık'tır."

Siyasetle uğraşmadı
Ca'fer-i Sâdık, 80 veya 83 Hicrî (M. 702) yılında doğmuş, babası Muhammed Bakır'in yerine imamete geçmiş. H. 148'de (M. 765) vefat etmiştir. On iki imamın altıncısıdır. Dedesi Ali Zeynelâbidîn'in vefat sırasında on iki yaşındaydı. Hz. Hüseyin'den sonraki dedeleri gibi Imam-ı Ca'fer de siyasetle uğraşmadı, kendini ilme verdi. Fıkıh, hadis ve öteki şer'î ilimlerdeki derin bilgisi yanında kimya ve diğer ilimlere de vakıftı. Ca'fer-i Sâdık'tan; Süfyân-ı Sevrî, İmam Mâlik, Ebû Hanîfe gibi büyük bilginler ilim öğrenmiş ve hadis rivayet etmişlerdir. Ebû Hanîfe de Hicaz'a gidip iki yıl İmam-ı Ca'fer'in yanında kalmış, ondan çok şeyler öğrenmiş ve bu iki yılı, "Levsâ's-senetân leheleke'n Nu'mân (İki sene olmasaydı Nü'mân mahvolurdu)" sözüyle değerlendirmiştir.

* Bu konudaki yazıma yarın da devam edeceğim.

DİĞER YENİ YAZILAR