İlk dönemlerde farzlar ikişer rekât kılınırdı

"Güneşin sarkmasından (aşağı kaymasından) gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve sabahın Kuran'ın (ı, uzunca Kuran okunan sabah namazını) da (unutma)

Haberin Devamı

Dünden devam
"Güneşin sarkmasından (aşağı kaymasından) gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve sabahın Kuran'ın(ı, uzunca Kuran okunan sabah namazını) da (unutma). Çünkü sabah Kuran (okuması) görülecek şeydir. Ayrıca senin gecenin bir kısmında Kuran oku(yup namaz kıl)mak üzere uyanman gerekir. Böylece Rabbinin, seni güzel bir makama ulaştırması umulur" (İsrâ: 78-79) ayetlerinde namazda Kuran okunması emredilmektedir.

İşte namazın temel öğeleri: Ayakta durma, Kuran okuma, rükûya varma, secde etme. Bunlar Kuran'da özetle ve vurguyla anlatılmıştır. Geriye rükû ve secdedeki dua ve tespihler kalıyor. Kuran Allah'ı çok anmayı, O'nu belirgin zamanlarda tespih etmeyi emreder. Kaf Suresi'nde secdenin ardından Allah'ın tespih edilmesi emredilir. Fakat hangi tespihler okunacak? Bunlar konusunda ayrıntıya girilmez. Çünkü bu tespihler farz değildir. Peygamberimizden rükû ve secdede çeşitli tespih formları aktarılmıştır. Bu tespihler okunmasa da namaz yerine gelir. Sadece Allah veya Subhanellah demek de yeterlidir. Ama Peygamberimizden aktarılan tespihlerin okunması daha uygundur. Kuran'da namazın kaç rekât olduğu anlatılmış mıdır? Evet anlatılmıştır. Savaş durumunda, cephede toplu namaz durumunu anlatan Nisa 102. ayette şöyle buyurulmaktadır:

"Sen de içlerinde bulunup onlara namazı başlattığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler, bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir)lerini ve silahlarını da alsınlar. İnkâr edenler istediler ki, siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın. Allah, kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır."

Bu ayetten, farz namazlann ikişer rekât olduğu anlaşılır. Zaten ilk dönemlerde farzlar ikişer rekât olarak kılınırdı. Ancak hicretten bir müddet sonra Peygamberimizin, öğle, ikindi ve yatsı namazlarına ikişer rekât daha ilaveyle bu namazları dörder rekât kıldırdığı rivayet edilmektedir. Buna göre farz namazların iki rekâtı Kuran'ın emriyle sabittir. Öğle, ikindi ve yatsının farzlarına iki rekât ilaveyle dört rekât olarak kılınması da Peygamberimizin uygulamasıyla sabittir.

Kuran-ı Kerim hidayet rehberidir
Soru: Cifr nedir? Said-i Nursi'nin bile kullanmış olduğu bu yöntemle Kuran-ı Kerim veya herhangi bir eser yorumlanıp geleceğe dair bilgiler elde edilebilir mi? Eğer edilebilirse Kur'an bir şifre kitabı mıdır? Buna dayanarak kendisini Kuran tarafından müjdelenen din liderleri olarak takdim edenlerin davranışı Kuran'a uyar mı? (Alper Akalın)

Cevap: Kuran-ı Kerim'in cifr gibi şifrecilikle ilgisi yoktur. Kuran hidayet rehberidir. Bazı kimseler, aslında Yahudi Kabbalizmi'nden gelen, harflerin sayısal değerlerinden gelecekle ilgili haberler çıkarma akımının etkisinde kalarak bu eylemi Kuran'a da uygulayıp gelecekten haber çıkarmaya çalışmışlar, bunlardan kimi tesadüfen tutmuş, büyük bir çoğunluğu da hayalden ibaret kalmıştır. Bunlar Kuran'a aykırıdır. Çünkü Kuran, "Göklerde ve yerde bulunan hiç kimse gaybı (geleceği) bilmez" buyurmaktadır.

Dini bir grup liderinin bu işle meşgul olması hüccet değildir, kimseyi bağlamaz. Bununla meşgul olan yalnız o zat değil, ondan önce de çok kimse cifrle meşgul olmuştur. Muhyiddin ibn Arabi de bunlardan biridir. Hatta onun falla ilgili risaleleri bile vardır.

Padişahların da müneccimleri vardı. Bu durum, falcılığı, şifreciliği yahut cifrciliği İslâmileştirmez. Müneccimlik de Osmanlı Devleti'ne hayır getirmemiş, zafer de kazandırmamıştır. Zaten iş falcılığa, ilm-i nücûma (astrolojiye) dökülünce zihinler karışmış, zihinlere vehimler girmiş, tereddütler iradeleri iş yapamaz hale getirmiştir. Hz. Peygamber'den başka hiç kimsenin sözü, din açısından Müslümanları bağlamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR