Soru: Kuran'da her kavmin peygamberler gönderilerek uyarıldığı ve tevhit inancına davet edildiği belirtilmiştir. Ancak arkeoloji, tarih ve kardeş disiplinlere ait yazılı belgelerde uyarıcılardan bahsedilmemektedir. Sadece Mısır'daki Firavun Akineton'un tek tanrı inancı için uğraştığı tespit edilmiştir. Onun dışında tarih, sadece pagan inançlarının eserleri, yazıtları, heykelleriyle doludur. Çelişki gibi görünen bu konuyu açıklar mısınız? (Okan Gürlek)
Cevap: Yazının bulunmasından önceki dönemler için başlıca tarih kaynağı, Tevrat'ın anlatımlarıdır. Tevrat'ta kavimlere peygamberler gönderilip onların tek tanrı inancına çağrıldıkları anlatıldığı gibi Kuran'daki peygamber öyküleri de bunu anlatmaktadır. Henüz çok eski dönemlerin tarihini bütün ayrıntısıyla açıklayan belgeler bulunmuş değildir. Bulunanlar şurada burada rastlanan dağınık belgelerdir. Ama bunlar, bütün insanlığın tarihini ortaya çıkaracak bütüncül bilgi kaynağı olmaktan henüz uzaktır. O kırıntı belgelere inanıyorsunuz da neden ilahi vahyin sunduğu bilgilere güvenmiyorsunuz?
Şehitler ödüllerini Allah'tan alacaklardır
Soru: Kimlerin şehitliklerde yatması gerekir, açıklar mısınız? (Hüseyin Dizdar)
Cevap: Siz bana dini bir mesele soruyorsunuz, ben de size cevap olarak ancak dinin hükmünü iletebilirim. İslâm'da bazı gruplara, kişilere özel kabristan yoktur. Toprak Allah'ın toprağıdır. Bu toprağa herkes gömülür. Şehit de şehit olmayan da aynı kabristana gömülür. Şehitlik diye bir şey de yoktur. Şehit olanı değerlendirecek ve ödüllendirecek olan biz değiliz, Allah'tır. Şehitler, ödüllerini Allah'tan alacaklardır. Toprağa konulan cesetler ise kim olursa olsun bir süre sonra toprak olur. Şu mezarları açın bakalım topraktan başka ne var? Bir şey olmaz. Çünkü Kuran insanın topraktan yaratıldığını, tekrar toprağa dönüşeceğini vurgular. Ölmeyen ruhtur, ödüllendirilecek olan da ruhtur.
"Nusayrilik inancı İslâmiyet'le özdeştir"
Soru: Hiçbir Nusayri ya da Nusayri şeyhi orucu ya da namazı reddetmez. Hz. Ali hakkındaki görüşlerimiz sadece Hz. Muhammed'in bize öğrettiği şekildedir. Hz. Ali zahiren ve batınen imam, veli, halife ve Hz. Muhammed'in vasisidir. Bizler Nusayri olarak bunun ötesinde hiçbir şey iddia etmeyiz. Muhammed bin Nusayr, onbirinci İmam El-Hasan Askerî'nin öğrencisidir ve onun öğretisini yaymıştır. Hüseyin bin Hamdan ise El-Hidayetul-Kubrâ adlı kitabında, Hz. Ali'den "Hz. Resulullah'ın halifesi ve vasisi" diye bahseder. Nusayrilik inancı İslâmiyet'le özdeştir, ondan ayrı değildir.
Cevap: Ne kadar güzel. Öyle ise mesele yok. İnşallah dediğiniz gibidir. Yalnız ben çok kişinin namaz kılmadığını, namaza gerek olmadığını, kendilerinin yerine Ali'nin namazı kıldığını iddia ettiklerini biliyorum. Mesele sizin dediğiniz gibiyse sorun kalmaz. Ufak tefek fikir ayrılıkları, siyasi düşünce ayrılıkları dinin özüne zarar vermez.
Önemli olan niyettir
Soru: Dilencilere para vermeli miyiz?
Cevap: Dilenen birinin mali durumunu araştırmak zorunda değiliz. "İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara" derler. Herkes niyetine göre Allah'tan karşılık alır. Dilenciye para vermek sevaptır. Kuran, dilenciyi azarlamamayı, kovmamayı emrediyor. Şayet para verdiğiniz dilenci muhtaç değilse siz yine sevap alırsınız. Çünkü önemli olan sizin acıma duygunuz ve niyetinizdir.
El verme ve ocaklık
Soru: Anneannem, kendisinde ocaklık olduğunu söylüyordu. Büyük dedem de hocaymış. Elini anneanneme vermiş. El verme ve ocaklık ne demektir? (Mine)
Cevap: İslâm inanışında ocak, bucak, el verme, el alma da yok. Allah var, Peygamber var. Şifayı veren Allah'tır, duayı kabul eden de O'dur. Okuma var ama bu herhangi bir kimseye özgü değildir. Bilen herkes okuyabilir. Bazı kimselere etki gücü verilmiş olabilir. Bu Allah vergisidir, ocak işi değildir.
İlahi vahyin sunduğu bilgilere güvenmelisiniz
Yazının bulunmasından önceki dönemler için başlıca tarih kaynağı, Tevrat'ın anlatımlarıdır. Tevrat'ta kavimlere peygamberler gönderilip onların tek tanrı inancına çağrıldıkları anlatıldığı gibi Kuran'daki peygamber öyküleri de bunu anlatmaktadır
Haberin Devamı

