İlahi mahkemede hiç kimse suçluya arka çıkamaz

Hiç kuşkusuz Hz. Muhammed, Allah'ın razı olduğu kulların başında gelir.

Haberin Devamı

Hiç kuşkusuz Hz. Muhammed, Allah'ın razı olduğu kulların başında gelir.

Ama adeta şimdiden planlı bir şekilde insanların, bütün peygamberlere başvurup hiçbirinin şefaate cesaret edemeyeceğini anladıktan sonra Hz. Peygamber'e başvuracakları ve Peygamber'in, bütün insanlığa şefaat edip hesabın başlamasını Allah'tan niyaz edeceği, bunun üzerine hesabın başlatılacağı şeklindeki sözleri, gerçekten Hz. Peygamber'in söylemiş olduğu, bu ayetler karşısında çok kuşkuludur. Ayrıca Kur'ân, Peygamber'e, başkalarının değil, kendisinin sonucunu dahi bilmediğini söylemesini emretmektedir:

"De ki: Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyancıdan başka bir şey değilim" (Ahkaf: 9). Nitekim Hz. Peygamber'in, Osman ibn Maz'ûn'un vefatı üzerine söylediği şu söz de bunu açıkça ortaya koymaktadır: "Osman ibn Maz'ûn öldüğü zaman karısı, 'Cennet sana kutlu olsun ey Maz'ûn oğlu Osman 'demiş. Allah'ın Elçisi (s.a.v.) kızgınca baktığı o kadına, 'Ne biliyorsun (cennete gideceğini)?' demiş. Kadın, 'Ey Allah'ın Elçisi, senin şövalyen ve sahabindir' demiş. Allah'ın Elçisi, Vallahi ben Allah'ın Elçisiyim, ben bile bana (ve ona) ne yapılacağını bilmem' demiş. Halk Osman'ın durumuna acımıştır" (Buhârî, Cenaiz: 3, Ta'bir: 13; el-Fethu'r-Rabbani: 7/129).

Büyük bir bahtiyarlık
Bakara Suresi'nin, "Şu günden sakının ki, o gün Allah'a döndürüleceksiniz, sonra herkese kazandığı tastamam verilecek ve onlara haksızlık edilmeyecektir" mealindeki 254. ayetinde, ahiret mahkemesinde fidyenin ve şefaatin olmadığı, hiç kimsenin fidye veya iltimas yoluyla canını kurtaramayacağı vurgulanmaktadır. Bu ayette de şefaat olmadığı vurgulanmaktadır.

İlahi mahkeme esnasında peygamberler tanıklık yapacaklardır. Sadece Allah'ın izin verdiği, doğru sözlü Hak dostlarına şefaat yetkisi verilir. Bunlar da ancak Allah'ın razı olduğu kullara şefaat edebilirler. Şefaat, ilahi mahkeme esnasında herhangi bir suçluyu kurtarmak için yapılmaz. "Allah'ın razı olmadığına kimse şefaat edemez" (Necm: 26). Şefaat, ancak ilahi mahkemede beraat eden yahut hiç muhakeme edilmeden cennete giren, Allah'ın razı olduğu kullara yapılacaktır. Bunlara yapılan şefaat, peygamberlerin ve Allah dostlarının, onları yalnız bırakmayıp, onlara arkadaş olması şeklindedir. Cennet yurdunda böyle ulu kişilerle beraber olmak ne büyük bahtiyarlıktır.

DİĞER YENİ YAZILAR