AB sürecinde din hizmetleri ve eğitimi
Türkiye'de devlet eliyle yürütülen din teşkilatı, kanaatime göre her İslâm ülkesine model olacak bir yapıya ve disipline sahiptir. Üç komisyon halinde çalışmalarını sürdüren şûra, 22 Eylül Çarşamba günü öğleden önceki oturumlarda tebliğlerin sunuluş ve müzakeresini tamamladı. Sonra komisyonların kararları, 23 Eylül Perşembe günü sabah oturumunda genel kurula sunulup tartışılarak alınan nihai kararlar basına açıklandı. Burada küçük bir eleştiri yapmadan geçemeyeceğim. Şûrada yöntem, her oturumda iki tebliğin sunulup iki müzakereci tarafından tartışılması şeklinde sürdü. Bu şûra yöntemi değil, sempozyum yöntemiydi. Oysa asıl şûrada böyle tebliğ sunulup bunların tartışılması yerine, toplumun sorunlarının belirlenip, her katılımcının bu sorunlar hakkındaki düşüncelerinin alınması gerekirdi. Böyle yapılmadı.
Zaten her üyenin, fikirlerini açıkça söyleyebilecek zaman da yoktu. Çünkü her toplantıda olduğu gibi bu toplantıda da konuşmacıların zamana hiç özen göstermediklerini gördüm. Her konuşmacı, kendisine 15 dakikalık zaman ayrılmışken 25-30 dakika konuşuyor, birkaç kez ikaz edilmedikçe de kürsüyü bırakmak istemiyordu. Tartışmacı veya katılımcılar da, "Kısa keseceğim, iki cümleyle bitireceğim" diyordu ama mikrofonu eline alınca ikaz edilmeden bırakmıyordu. Sunulan tebliğler de bir ikisi hariç orijinaliteden yoksundu.
Avrupa'da ileriye dönük eğitim ve dini açılım hakkında hep 40 yıllık uygulamanın, çeşitli kuruluşların, camilerin, derneklerin fotoğrafı çekiliyor, istatistikleri sunuluyordu. Bunlar şûra ağırlıklı şeyler değildi ki bu kadar zaman ayrılmıştı. Ayrıca tebliğ sunucular da öyle isim yapmış, birikim sahibi değillerdi. Avrupa'da yeni doktorasını yapmış, genelde Diyanet mensubu veya Diyanet Vakfı'nın Avrupa'deki uzantısı DİTİP kuruluşunda görev yapan kimselerdi.
Bence en önemli müzakere konuşmasını yapan, sosyoloji öğrenimi görmüş Günther isimli bir Alman yazardı. Günther, toplantıda Avrupalıların Türklere karşı önyargılı davrandığı, zorluk çıkardığı şeklinde bir düşüncenin işlendiğini, bunun doğru olmadığını, sorunlara hep tek yönlü bakıldığını, oysa olaya Avrupalıların bakış açısıyla da bakılması gerektiğini anlattı. Bana göre ilginç bir konuşma yaptı. Fakat bütün düşüncelerini anlatması için zaman yeterli olmadığından sözünü kesmek zorunda kaldı.
III. Din Şûrası'nın temel amacı, AB sürecinde din hizmetlerinin ve eğitiminin en iyi biçimde sunuluşu için düşünce ve kuralları saptamaktı. Şûranın, bu amaca büyük ölçüde katkı sağlayacağı kanısını taşıyorum. Alınan kararların milletimize ve bütün İslâm âlemine hayırlı olmasını, tüm insanlığın barış ve huzuruna vesile olmasını dilerim. (Bitti)
III. Din Şûrası izlenimlerim (2)
Türkiye'de devlet eliyle yürütülen din teşkilatı, kanaatime göre her İslâm ülkesine model olacak bir yapıya ve disipline sahiptir
Haberin Devamı

