SORU: Geçtiğimiz günlerde ünlü bir zat ve onun tarikatı hakkında bir kitap elime geçti. Kitapta bu zatın, kendisini müritlerine kutub-i aktab olarak kabul ettirdiğini yazıyor. Kendime göre yaptığım araştırmadan kutub kelimesinin peygamberle Allah arasında bir makam olduğu öğrendim. Ancak bu bana biraz mantıksız geldi. Kelimenin anlamı gerçekten bu ise o zat kendini bir şekilde ilahlaştırmış olmuyor mu? Bu konu hakkında aydınlatıcı bilgi verir misiniz? (Melike Kaptan)
CEVAP: Kutub, peygamberle Allah arasında bir makam değil, velilerin başı anlamına gelir. Bütün İslâm bilginleri peygamberliğin en yüksek makam olduğunda oy birliği içindedirler. Hiçbir mutasavvıf veya tarikat mensubu kutbun, peygamberden üstün olduğu iddiasında bulunmamıştır. Çünkü bu tür iddialar küfürdür. Tüm velilerin başı, peygamberlerin ayağı altında sayılır. Bütün velilerin ve peygamberlerin kutbu yani başı, en merkezi noktasında bulunanı hiç şüphe yok ki Hz. Muhammed Aleyhisselam’dır. Sözünü ettiğiniz zatla hiçbir ilgim yoktur. Ancak onun kendisini tanrılaştırdığı, Peygamber’in üstüne çıkardığı şeklindeki savların iftira olduğuna inanıyorum. Allah herkesi iftiralardan saklasın. Çünkü iftira en büyük günahlardan biridir.
Çocuklar arasında ayırım yapmak doğru olur mu?
SORU: Bir yakınım annesine çok zulüm ediyor. Maddi durumu iyi olmasına rağmen annesini hırpalayarak hatta döverek ondan para almaya çalışıyor. Bu anne malını mülkünü diğer çocuklarına bırakırsa günah işlemiş olur mu? (H. A.)
CEVAP: Çocuklarının arasında ayırım yapması doğru olmaz. Eğer çocuğu kendisini gerçekten dövecek kadar saygısızlık yapıyorsa o zaman hayattayken malını çocuklarına paylaştırır. Birine çok, birine az verir. Tasarrufunda serbesttir. Ama Peygamberimizin, çocukları arasında ayırım yapıp onlardan kimini mirasında mahrum bırakanın azaba uğrayacağı hakkında bir hadisi rivayet edilir. Bu hadisin doğruluğu kuşkulu olsa da en iyisi şüpheli şeylerden kaçınmaktır.

