Yıkama ve mesh etme yanlılarının görüşlerini derli toplu veren Mehâsinu't-Te'vîl adlı ünlü tefsirin yazarı Cemaleddin Kasimî, kendi görüşünü şöyle belirtiyor: "Kuşkusuz, ayetin açık anlamından, iki kıraatin de (nasb ve cer kıraatlerinin) meshi farz kıldığı anlaşılır. İbn Abbas ve başkaları da bu kanaattedirler. Peygamber'den rivayet edilen sözlerde yıkamanın ağırlık kazanması, farzın üzerine ziyade sonucudur. Peygamber, âdetleri üzere namaz, oruç, hac gibi her farzı, kendi sünnetiyle destekleyip güçlendirmiştir. Temizlikte de böyle olmuştur.
Hz. Peygamber, Allah'ın farz kıldığı meshten daha fazlasını yaparak ayaklarını yıkamıştır. Çorap ve mest üzerine mesh etmenin caiz olması da ayağın mesh organı olduğunu, ayette ayakların mesh edilmesinin emredildi-ğini kanıtlar. Çünkü çorap ve mest üzerine mesh etmenin, bu ayetten başka delili yoktur. Zira her sünnetin, mutlaka açıkça veya mana olarak Allah'ın kitabında bir temeli vardır. Bunu bil ve iyi belle. Doğruya ulaştıran Allah'tır."
Kuran'ın emri meshtir
Hz. Peygamber'in, ayaklarını yıkaması, onun abdestteki farza kendiliğinden yaptığı ilavedir. Kasimî'nin dediği gibi Peygamber, nasıl farz namazlardan ayrı nafile namazlar da kılmış ise farz olan meshe de ilave olarak zaman zaman ayaklarını yıkamıştır. Ayaklan mesh etmek farz, yıkamak sünnettir. Taberî'nin, tefsirinde ayrıntı ile zikrettiği üzere Allah Elçisi'nin, hem ayaklarını meshettiğine hem de yıkadığına dair rivayetler vardır.
Hiç şüphe yok ki, Kuran'ın emri meshtir. Farz olan budur. Mesh, ıslak eli bir uzva hafifçe sürmek demektir. Bu, hafif yıkama sayılır. Sıcak yerlerde ayaklan yıkamak, vücudu dinlendirir. Ayaklan yıkamak farz değil, Peygamber'in sünnetidir. Böyle yapılırsa abdest daha mükemmel olur. Çünkü ayak yıkanmakla, meshten daha iyisi yapılmış olur, Allah'ın emri yerine gelir. Havanını soğuk olması ve su azlığı gibi bir sebeplerle ayaklan mesh etmekle yetinilebilir.
Sıfırın altında 30 dereceyi bulan yerlerde ayaklan yıkamak hem sağlık bakımından tehlikeli hem de zordur. Ayrıca şimdilerde moda olan cami yanındaki abdest yerlerinde abdest alan, ayaklarını çemirleyip giydiği takunya ile abdest alıyor. Onun ardından başka biri ıslak takunyaları giyiyor. Ayaklarında mantar olan birinin giydiği takunyayı bir başkası giyince ona da mantar bulaşır. Bu uygulama da sağlık açısından zararlıdır. "Allah bizim için kolaylık ister, güçlük istemez" (Bakara: 185).
İnsana ferahlık verir
Fakat Allah Elçisi'nin giydiği mestler, yani basit ayakkabılar ve çoraplar üzerine meshettiğine dair rivayetler de vardır. Mesela Cafer ibn Amr'ın babasından naklen, "Peygamber'in, sangı ve ayakkabıları üzerine mesh ettiğini gördüm" dediği rivayet edilir (Buhârî, Vudû: 48). Muğîre ibn Şu'be de Peygamber'in, sangı ve ayakkabısı üzerine mesh ettiğini rivayet etmektedir (İbn Hanbcl, Müsned: 4/244, 6/13-14). Yine Muğîre, "peygamber'in, abdest alıp çorapları ve ayakkabıları üzerine meshettiğini" rivayet etmiştir.
Ebu Davud şöyle diyor: "Alî ibn Ebî Tâlib, İbn Mesûd, Bera ibn Âzib, Enes ibn Mâlik, Ebû Ümâme, Sehl ibn Sa'd ve Amr ibn Hureys çoraplan üzerine mesh etmişlerdir." İbn Kudâme'nin ayrıntı ile açıkladığı üzere, çorap üzerine mesh edilebileceği gibi başa giyilen sarık, sargı, başörtüsü üzerine de mesh edilebilir (Bkz. El-Muğnî: 1/300-301).
Kadınlar, erkeklerin bulunduğu umumi yerlerde başörtüleri ve çoraplan üzerine mesh edebilirler. Sanğa veya sarık gibi başa takılan bir şeye mesh edenin, bunları çıkarınca ab-desti bozulur. Gusülde ise bunlar üzerine mesh etmek caiz olmaz, bunları çıkarmak şarttır. Abdest ve gusül, en güzel beden temizliğidir. Abdest almakla insan, dışarı ile temas eden organlarını yıkar, böylece birçok mikrobun vücuda yerleşmesi önlenmiş olur.
Gusül de bedeni temizler. Aynca abdest ve gusül, insan vücuduna ferahlık verir. Dış organların temizliği olan abdest ve gusül, iç temizliğinin de ilk basamağıdır. Bedenini temizleyen mümin, ruhunu temizleme aracı olan ibadete adım atmış olur. Gönül huzuruyla Rabbinin divanına durur.
İbadet, ruhu temizleme aracıdır
Dünden devam...
Haberin Devamı

