Hz. Ali zamanında Şii-Sünni diye bir bölünme yoktu

Bir okurum, Hz. Ali'nin kurduğu Şii mezhebinde dinin namaz, oruç, hac gibi ibadetlerinde neden değişiklik yaptığı şeklinde bir soru yöneltiyor ve bunu aklının almadığını söylüyor. Doğrusu benim de bu soruyu aklım almadı

Haberin Devamı

Bir okurum, Hz. Ali'nin kurduğu Şii mezhebinde dinin namaz, oruç, hac gibi ibadetlerinde neden değişiklik yaptığı şeklinde bir soru yöneltiyor ve bunu aklının almadığını söylüyor. Doğrusu benim de bu soruyu aklım almadı. Çünkü Hz. Ali asla bir mezhep kurmamış, Peygamberimizin dininde en ufak bir değişiklik yapmamıştır. O, Peygamberimizin yerleştirdiği tevhit dinini, bütün hükümleriyle uygulamış ve uygulatmış-tır. Şii ismi de Hz. Ali tarafından, dini anlamda kullanılmamıştır. Şii, yandaş demektir. Baş gösteren bölünmelerde Hz. Ali'ye bağlı kalanlara "Ali'nin şiası" yani "yandaşları" denmiştir ki bu isim, dini olarak bir mezhep veya değişim anlamını taşımaz. Ali zamanında Şii-Sünni diye bir bölünme yoktu. Bu bölünme daha sonraki zamanlarda gelişen tarihi olayların ve koşulların sonucudur. Kur'ân'ı ve onun yönetmeliği durumundaki sağlam Peygamber sözlerini kabul eden herkes İslâm dairesi içindedir, kardeştir.

Çocuk istememek günah mı?

SORU: Ben çocuk yapmak istemiyorum. Bu dinimize göre günah mı? (Cumhur Öz)

CEVAP: Çocuk yapıp yapmamak size ait bir seçenektir. Günahkâr olmazsınız. Korunma yöntemleriyle çocuk olmasını önlemek caizdir. Ancak anne karnına düşmüş bir çocuğu kürtajla almak, zorunlu bir neden olmadan haramdır, cinayet olur. Dünyaya gelen her birey, ergenlik cağına erdikten sonra yaptıklarından kendisi sorumludur. Baba onu eğitir, elinden geldiğince güzel yetiştirmeye çalışır. Ama rüşt cağına geldikten sonra yapacağı sevap veya günah çocuğun kendisine aittir. Baba, çocuğunun günah işlemesine neden olmamışsa onun günahından sorumlu olmaz. Herkes kendi kader kulvarında koşar.

Ölülerin ruhu için dua edilir

SORU: Bir yazınızda ölülere Kur'ân okunması onlan mutlu eder, ruhları şad olur diyorsunuz. Ancak bir başka yazınızda bu uygulamayla Kur'ân'ı ölü kitabı haline getirildiği belirtiyorsunuz. Burada bir çelişki söz konusu olabilir mi? (Mahmut Çakırtaş)

CEVAP: Kur'ân ölünün ruhuna bağışlanmak için okunmaz ama Kur'ân okuyan kişi, ardından ölünün ruhu için dua ederse anılan ruh bundan sevinmez mi? Bu bir duadır, eğer duanın yararı olmasaydı Peygamberimiz ölmüşlere dua etmezdi, cenaze namazı da aslında bir dua değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR