"Hiç kimsenin dilediği zaman namaz kılmasına engel olmayın"

Abbas oğlu Abdullah'a, Ömer oğlu Abdullah'a ve Abse oğlu Amr'a dayandırılan habere göre Peygamber, belirtilen zamanlarda namaz kılmamayı öğütlediği yahut bu zamanlarda namaz kılmaktan hoşlanmadığı anlatılırken başka bir rivayette ise ibadet için hiçbir zaman sınırlaması bulunmadığı vurgulanmaktadır

Haberin Devamı

* Dünden devam
Abbas oğlu Abdullah'a, Ömer oğlu Abdullah'a ve Abse oğlu Amr'a dayandırılan habere göre Peygamber, belirtilen zamanlarda namaz kılmamayı öğütlediği yahut bu zamanlarda namaz kılmaktan hoşlanmadığı anlatılırken başka bir rivayette ise ibadet için hiçbir zaman sınırlaması bulunmadığı vurgulanmaktadır. Nesai'nin rivayetine göre Hz. Peygamber, "Ey Abd-i Menâf Oğulları, hiç kimsenin, gece gündüz, dilediği zaman, Kabe'yi tavaf etmesine ve namaz kılmasına engel olmayınız" buyurmaktadır. Bu rivayet, bazı vakitlerde namaza kısıtlama getiren öteki rivayetlere aykırıdır. Ayrıca bu kerahet vakti hakkındaki rivayetler Kuran'a da aykırı-dır. Çünkü Kuran'da namaz için bir vakit sınırlaması getirilmemiş, tam tersine güneş doğarken, batarken, namaz kılınması, sabah akşam her zaman secdeye vararak Allah'ın anılması emredilmiştir.

"Gündüzün iki ucunda (sabah, akşam) namaz kıl" (Hûd: 114), "Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma" (Araf: 205), "Göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez Allah'a secde ederler. Gölgeleri de sabah akşam (uzanıp kısalarak O'na secde etmektedirler)" (Ra'd: 15), "(Allah'ın ışığı) yükseltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Onların içinde sabah akşam O'nu tespih ederfşanının yüceliğini anar)lar" (Nur: 36).

Bu ayetlerde güneş doğarken, batarken her zaman Allah'ın anıldığı belirtilmekte ve Allah'ı böyle ananlar övülmektedir. Rivayetlerde geçen "Güneş, şeytanın iki boynuzu arasında doğar, batar" söylemi bilimsel gerçeklere terstir. Gerçi bunu o zamanlarda şeytana tapıldığı şeklinde mecazi bir söylem olarak yorumlamışlardır ama doğrusu akıl ve gönül Peygamber'in böyle bir ifade kullandığını kabul etmiyor. Zira güneş ne doğar, ne de batar. Güneşin doğup batması, dünyanın, kendi çevresinde dönmesinden kaynaklanır. Ayrıca güneş, öyle şeytanın boynuzları arasına sığacak kadar küçük değildir.

Anılan ayetlerin gösterdiği üzere Kuran'da namaz için bir sınırlama konulmaması gerçeğine aykın olduğu gibi ayrıca birbiriyle de çelişkili olan ve bir iki asır, ağızdan ağıza dolaştıktan sonra yazıya geçirilen iki üç kişiye dayandırılmış aktarımlarla din hükmü saptanamaz. Nitekim Hz. Ali, namazgahta, bayram namazından önce namaz kılan bazı kimseleri görünce: "Ben Allah'ın Elçisi'nin böyle yaptığını görmedim" buyurmuş; "Öyle ise niçin men etmiyorsun?" diyenlere, "Namaz kılmakta olan bir kulu men eden adamı gördün mü? (Alak: 10-11) tehdidi altına girmekten korkarım" demiştir (Râzî, Mefâtîh: 30/21).

Namaz için kerahet vakti diye bir şey yoktur. Her zaman namaz kılınabilir. Hiç ibadet için kerahet vakti olur mu? "Falana veya filana benzememek için" gerekçesi ise anlamsızdır. Dünyada bu kadar din ve ibadet türü var. Pekâlâ Müslümanların kerahet vakti saymadıkları ibadet zamanlarında da ibadet eden başka din mensupları vardır. Öyleyse onlara benzememek için normal ibadetleri de mi bırakacağız? Hem Allah'a ibadet edenlere benzememek diye bir prensip de yoktur. Çünkü yüce Allah, Hz. Peygamber'e, kendinden önceki peygamberlerin izinde gitmesini emretmektedir (En'âm: 90).

Gusülde amaç temizliktir
Soru: İş kadınıyım. Aşın olmamak şartıyla diğer çalışanlar gibi bakımlı olmak zorundayım. Gusül abdesti alırken bone takmamda bir sakınca var mı?

Cevap: Gusülde bütün vücuda suyun iletilmesi şarttır. Amaç temizliktir. Bütün İslâm geleneği ve din kitapları böyle yazar. Saçların kendisinin değil, altının yıkanması gerekir. Saçlarınızı hiç bozmadan elinizle saç köklerinize suyu ulaştırmanız yeterlidir. Bu gibi şeyler sizin kalbinizin sesine de bağlıdır. Gönlünüz nasıl emrediyorsa öyle yapınız. Peygamberimiz, kişiye önce kendi vicdanına sormasını emretmiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR