Hiç kimse başkasının yerine ibadet edemez

Sevgili Selin, İslâm'da ibadetler de, günahlar da bireyseldir. Hiç kimse, bir başkasının hatasından, günahından sorumlu olmadığı gibi ibadet ve sevabına da ortak değildir

Haberin Devamı

Soru: Sayın Süleyman Ateş, bize verdiğiniz bilgiler için size çok teşekkür ediyorum. Sizden öğrenmek istediklerimden biri şu: Yaşamı boyunca namaz kılmamış bir kimse öldükten sonra bir tanıdığı ya da herhangi bir kişi, onun yerine namaz kılabilir mi? Kılsa da kişinin ahiretteki azabını azaltır mı? Merhum, namaz kılmış sayılır mı? Bir başka sorum da kadınların âdet günleriyle ilgili. Kadınların böyle günlerde kesinlikle Kur'ân okuyamayacaklan hatta Kur'ân dinleyemeyecekleri söyleniyor.

Bunun yanlış olduğunu sizin yazılarınızda okudum. Bence de sizin dediğiniz gibi olması gerek. Zaten Kur'ân da böyle bir şey yazmıyor. Ancak insanlar bunu yanlış biliyor. Ellerine bir kez olsun Kur'ân alıp okumamış olanlar, bu yanlış düşüncelerini, "Tabii, Kur'ân da yazıyor" diye naklediyorlar. (Selin Genç)

Cevap: Sevgili Selin, İslâm'da ibadetler de, günahlar da bireyseldir. Hiç kimse, bir başkasının hatasından, günahından sorumlu olmadığı gibi ibadet ve sevabına da ortak değildir. "Kim iyi iş yaparsa yaran kendisinedir ve kim kötülük yaparsa zaran kendisinedir. Rabbin, kullara zulmedici değildir" (Fussilet: 46), "Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez" (Fatır: 18), "O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez" (Duhan: 41).

İslâm'a uygun değil
Bu ayetler ve benzeri birçok ayet, herkesin kendi yaptığının karşılığını alacağını vurgulamaktadır. Günah, insanın ruhunu kirleten şeydir. Sizin eliniz kirlense, başkası kendi elini yıkamakla sizin eliniz temizlenmez. Sizin bizzat kendi elinizi yıkamanız gerekir ki temizlenmiş olasınız. Ruhu kirlenen de ancak kendi tevbe ve istiğfarı, günahlardan uzaklaşmasıyla ruhundaki günah kirlerini giderebilir.

Veya Allah acır da o kulunu bağışlar. O, husus Allah ile kulu arasında bir şeydir. Ama kimse ölmüş biri yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. Ancak "bedel hac" yapabileceği konusunda bir görüş varsa da bu, sadece bir rivayetten ibarettir. İslâm'ın temel düşüncesine uygun değildir. Kişi ne yaparsa kendi hayatında yapar. Ruhsal değerini bu dünyada kazanır.

Burası ahiret için bir okul devresi gibidir. Onun için dünya yaşamı, ahiret yaşamının ekim tarlası görülmüştür. Kişi burada ne ekmişse, ahirette onu biçer. Okulda derslerine çalışmayıp belgeyle kovulanın yerine bir başkası okuyup diploma alamaz. Sahte diploma, ahirette hiç geçerli değildir.

Oradaki değerlendirmecileri, hesapçıları kandırmak da mümkün değil. Özetle; kimse kimsenin yerine ibadet edemez, namaz kılamaz, oruç tutamaz. Herkesin yaptığı kendisinedir. Ancak kişi, geçmişleri için dua eder. Dua geçerlidir. Kur'ân'da da yeri vardır.

* Bu okurumun sorusunu cevaplamaya yarınki yazımda da devam edeceğim.

DİĞER YENİ YAZILAR