Hesabı pek çabuk olan Allah, tüysüz yetimin hakkını alır

Haberin Devamı

SORU: Okurum N. T. Diyor ki: “Hocam bana çok ters gelen 2 hususu açıklığa kavuşturmanızı rica ediyorum:

1- Tanıdığım biri, hiçbir yakınlığı bulunmayan emekli bir lise öğretmeniyle, yaşlılığında bakmak kaydıyla sözleşme yaptı. Öğretmenin evini, hayat boyu kullanım hakkı öğretmende kalmak kaydıyla oğlunun üzerine geçirtti. Kız torununu da emekli öğretmenin nüfusuna geçirtti. Emekli öğretmen bir süre sonra öldü. Mirasçısı olmadığından kadının oğlu evi sattı, emekli maaşını da üç yıldan beri alıp kullanmaktadır. Bunu yapan kimsenin 3 kiralık dükkânı, yazlığı, 3 evi, 1 işyeri ve 2 otomobili var. İhtiyacı da yok. 20-30 yıl evli ve çocukları, torunları bulunan bir çift, kadının, sırf ölmüş babasının maaşını alabilmek için anlaşmalı ayrılık yaptılar. Bu kimseler gerçekte evli, kadın da babasının emekli maaşını almaktadır. Maalesef görünürde kanunlara uygun yapılan benzeri olaylara ülkemizde çok rastlanmaktadır.

Memleketimizde böyle hareket edenler çoğaldıkça huzursuz oluyoruz ama elimiz kolumuz bağlı, bir şey yapamıyoruz.”

CEVAP: Her iki durumda yazılanlar, kanunun şekline uygun olsa da ruhuna uygun değildir. Bu adam sırf o öğretmenin evine ve maaşına konmak için onunla sözleşme yapmış ve torununu da o kadının üstüne geçirtmiştir. Oysa gerçekte kadının öz çocuğu yoktur. İslâm zaten evlatlığı kabul etmez. Din açısından bakıldığında bu kadının maaşı devlete kalır. Bütün milletin, tüysüz yetimin hakkı olan parayı bu kimse hileli bir yolla gasbetmektedir.

2. durum daha da kötü. Kadın, sırf babasının emekli maaşını alabilmek için kocasından ayrılıyor ama yine onunla beraber yaşıyor. Yani yasal olarak ayrı ama gerçekte beraberler. Peki devlet bunların birlikte yaşadığını, sırf maaş alabilmek için bu yola başvurduklarını bilse o maaşı ona verir mi? Vermez. Bu eylem, devleti kandırmadır. Kanunun tanımadığı hakkı hileli yolla ele geçirmek milletin hakkını gasbetmektir. Böyle hileli şeyleri İslâm kabul etmez. Çünkü İslâm’ın özü doğruluktur, dürüstlüktür. Günde beş kez Allah’tan doğruluk isteyen, bunu şiar edinmiş olan inançlı bir insan böyle şeyi yapmaz. Şunu da düşünmek gerekir ki “Hesabı pek çabuk olan Allah”, tüysüz yetimin hakkını alır.

DİĞER YENİ YAZILAR