Herkeste Allah inancı vardır!

Dünkü yazımda, insanın dünyaya gelmeden önce inanacakları konusunda Allah'a söz vermiş olmaları inancının, A'raf Suresi 172'nci ayetinin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını belirtmiştim

Haberin Devamı

Dünkü yazımda, insanın dünyaya gelmeden önce inanacakları konusunda Allah'a söz vermiş olmaları inancının, A'raf Suresi 172'nci ayetinin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını belirtmiştim. Bugün aynı konuya devam ediyorum.

Ayette bedenlerden önce ruhlar âleminin bulunduğunu ve Allah'ın, oradaki insan ruhlarına, kendisinin, onların Rabbi olduğuna dair şahitlik ettirdiğini gösteren bir ifade yoktur. Ayet, insan nesillerinin, atalarının bellerinden alındığını, bundan sonra insanların içine Allah'ı tanıma duygusunun verildiğini, insanın yaratılışından gelen bu duygu ve sezgiyle Allah'ın varlığını ve birliğini kabul ve itiraf ettiğini anlatmaktadır. Her insanda Allah inancı vardır. "Her çocuk, islâm (yani Allah'ı tanıma ve O'na teslim olma) yaratılışı üzerinde doğar" hadisi de bu inancın, insanda yaratılıştan var olduğunu gösterir.
Zemahşerî'ye göre sanal yöntemle gerçeği anlatan bu ayetin anlamı şudur:

Allah, Rablığına, birliğine dair insanlara deliller verdi. İnsanlara verdiği akılları ve basiretleri de Allah'ın varlığına ve birliğine tanıklık etti. Ve bu itirafı, sapıklıkla doğru yolda gitmeyi birbirinden ayıran ölçü yaptı. Bu suretle Allah, sanki onlan kendi kendilerine şahitlik ettirmiş; "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demiş, onlar da, "Evet, sen bizim Rabbimizsin, senin birliğini doğruladığımız hususunda kendi nefsimize şahitlik ettik" demiş oldu. Böyle temsil üslubu, Allah ve Elçisi'nin sözlerinde çoktur.

Allah'ı tanıma sezgisi
Özellikle ayetin sözgelimi, atalarından gördüklerine uyduklarını söyleyip şirk ve inkârlarını mazur gösteren, kendilerini temize çıkaran inkarcıları kınama üzerindedir.

İbn Kesîr de bazı selef âlimlerine dayanarak bu şehadetin, insanın içindeki Allah'ı tanıma sezgisi olduğunu söylüyor: "Allah burada Âdemoğullarının zürriyetlerini bellerinden çıkardığını, Allah'ın kendilerinin Rabbi ve padişahı olup O'ndan başka tanrı bulunmadığını, kendi kendilerine şahitlik ettirdiğini bildirmektedir. Yani Allah onları, kendisinin varlığını itiraf kabiliyeti üzere yaratmış ve bu itirafı onların cibilliyetlerine koymuştur."

Bazı tefsirlerde Âdemoğullarının, Adem'in belinden çıkarılıp o zerreciklere şahitlik yaptırıldığına dair rivayetler yer almıştır ki bu rivayetler itimada şayan değildir. Çünkü ayette Adem'den değil, Adem'in oğullarından söz edilir. Eğer söz konusu Âdem olsaydı, "Âdemoğullarının zürriyetlerini Âdem'in belinden aldık" denirdi. Ayrıca ayette bel de çoğul olarak, "zuhûr=beller" şeklinde geçer. "Âdem oğullarının bellerinden" kasıt, her insanın zürriyetinin kendi belindeki spermlerden alındığıdır. Âyet, Allah'ın tanıma duygusunun insanın doğasında var olduğunu gösterir. Çünkü Yaratan, bu duyguyu insanın hamuruna katmış, insanın tohumunu bu duyguyla karmıstir.

DİĞER YENİ YAZILAR