Her şey sadece Yüce Allah'ın istemesiyle olur

Bu tür söylemler, sonradan gelen mutasavvıfların düşünceleridir. İlk tasavvuf pirlerinde böyle bir ifade yoktur ve bu tür ifadeler İslâm'ın tevhit inancına tamamen aykırıdır

Haberin Devamı

Soru: Ondukuzuncu yüzyılda yaşamış şeyh olduğu belirtilen bir din adamının Miftah-ül Kulüb isimli eserinde kutbulaktab'dan bahsederken, "her iki cihanda da ne olursa onun mübarek kalbinin bilmesi ve dilemesiyle olur" deniliyor. Bu açıkça şirk değil midir? Hz. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli de tasavvufu böyle mi anladılar acaba? Bu konuyla ilgili kısa da olsa bilgi vermenizi rica ediyorum. (Erdoğan Özsarı)

Cevap: Bu tür söylemler, sonradan gelen mutasavvıfların düşünceleridir. İlk tasavvuf pirlerinde böyle bir ifade yoktur ve bu tür ifadeler İslâm'ın tevhit inancına tamamen aykırıdır. Niçin cihanda olan her şey kutbulaktab'ın gönlüne göre olsun? Bu ne demek? Kutbulaktab denen kişinin açıkça Allah olması demek. Böyle şey asla kabul edilemez. Kimin tarafından söylenirse söylensin, batıldır, kesin bir şekilde reddedilir.

Zaten bu kutub, kutbulaktab ifadeleri de ne ayete, ne de hadise dayanır. Eski inançlardan İslâm tasavvufuna sızdırılmış, şeyh denen kişilerin de işine geldiği için iyice oturtulmuştur. Eğer kutub veya kutbulaktabın her istediği oluyorsa kendisi hasta olmasın, ihtiyarlamasın. Bu öyle büyük bir vebaldir ki Hristiyanlığın İsa inancından da daha uzak uçlara düşer. Kuran-ı Kerim ne diyorsa, din odur. Elbette keramet var, ermişlerin elinde olağanüstü şeyler olur ama bunlar Allah'ın lütfudur, Allah'ın istemesiyle olur, kutub denen kişilerin istemesiyle değil.

Tek başına cuma namazı kılınmaz
Soru: İşim nedeniyle cuma namazı için her zaman camiye gitme fırsatım olmuyor. Çoğu zaman eve geldiğimde ikindi vakti de geçiyor. Bu nedenle cumanın farzını kıldıktan sonra ikindinin farzına niyet ederek 4 rekât daha namaz kılıyorum. Kılmış olduğum bu namazlar dini vecibeye uygun mu? (Mehmet Akay)

Cevap: Eğer cuma için camiye gidemiyor veya birkaç kişiyle birlikte cemaatle cuma namazı kılamıyorsanız, tek başına cuma namazı kılınmaz. Cuma namazını kılamayanlar, onun yerine öğle namazını kılarlar. Sizin uygulamanız doğrudur. Acil durumlarda öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı birleştirerek kılabilirsiniz. Cuma günü de cemaatle kılınan cuma namazının ardından bir kametle 4 rekât ikindi namazını kılarsanız borcunuzu ödemiş olursunuz. Peygamberimiz bazen normal zamanlarında da birleştirme olayını uygulamıştır.

Alacağınız tazminat elbette ki helaldir
Soru: Hem okuyor hem çalışıyorum. Buna mecburum ancak derslerimin yoğunluğu nedeniyle işten ayrılmak zorundayım. Acaba çalışmakta olduğum işyerinden ayrılırken kıdem tazminat talep etsem bu para helal olur mu?

Cevap: Siz kıdem tazminat için başvurur, talebinizi iletirsiniz. Firma yöneticileri, kendi isteğiyle işten ayrılanlara tazminat verirse bu helaldir. Çünkü çalışanın hizmeti ve güzel ahlakı takdir edilerek tazminat veriliyor. Bunda yasal olmayan bir şey yok. Ama mecbur değiller, o başka. Siz istersiniz, verilirse alırsınız, vermezlerse kaderinize razı olursunuz.

Karar tamamen size ait olmalıdır
Soru: Bireysel emeklilik sistemine kayıt yaptırıp yaptırmamakta kararsız kaldım. Dinimizce caiz midir? Bu konuda beni aydınlatmanızı rica ediyorum. (Ekrem İnce)

Cevap: Benim kanaatime göre arabanızı sigorta yaptırmak nasıl caizse bireysel emeklilik de caizdir. Sanki normal emeklilik, bireysel emeklilikten farklı bir şey mi? Biri caiz ise öteki de caizdir. Bunda hiç tereddüdünüz olmasın. Emeklilik meselesi yeni bir şey değil ki, ta Osmanlı döneminden bu yana uygulanıyor. Tabii sonuçta karar tamamen size ait olmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR