Her insanda Allah inancı vardır

Her insanda Allah inancı vardır. Bu inanç, sonradan kazanılmış değil, yaratılışından kaynaklanan bir duygudur

Haberin Devamı

Her insanda Allah inancı vardır. Bu inanç, sonradan kazanılmış değil, yaratılışından kaynaklanan bir duygudur. Nitekim, "Her çocuk İslâm (yani Allah'ı tanıma ve O'na teslim olma) doğası üzerine doğar" hadisi de bu inancın, insanda yaratılıştan var olduğunu gösterir. Yüce Allah, insanların zürriyetlerini kendi bellerinden almıştır. Bu, insan tohumu olan nutfe-nin (spermin), her baba-ananın kendi belinden alınması demektir. Yüce Allah, baba-anadan aldığı nutfeleri, anaların rahimlerinde alaka (embrio), mudğa (morulla) aşamalarından geçirerek ayrı birer kişilik yaptığı her insanın hamuruna, kendisinin varlığının ve birliğinin kanıtlarını katmıştır.

İnsan, içindeki bu eğilimle Allah'ın harika yaratıklarını ve kudretini görüp anlar. İnsanların içine koyduğu bu işhâd (gerçekleri görüp tanıma ve itiraf etme kabiliyeti) ve bu düşünce, "Evet, sen bizim Rabbimizsin" ikrarı gibidir. İnsanlar, Allah'ın, kendilerinin Rabbi olduğu düşüncesini içlerinden geçirmek ve bunu sezmekle böyle ikrar etmiş olurlar.

Bu tanıklığın sözle söylenmiş olması şart değildir. Kur'ân-ı Kerîm'de hal ikrarının da söz ikrarı gibi ifade edildiği yerler vardır:

"Buyruğuma gelin"
"Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve arza, 'İster gönüllü, ister gönülsüz buyruğuma gelin' dedi. 'Gönüllü olarak buyruğuna geldik' dediler" (Fussilet: 61/11), "Onun işi, bir şeyi istedi mi ona sadece 'Ol' demektir, hemen oluverir" (Yâsîn: 41/82, Nahl: 70/40).

Bu tür ifadeler, halk arasında da vardır. Arapların şu örneği ünlüdür: Duvar kazığa, "Neden beni yarıyorsun?" demiş. Kazık, "Beni çakana sor" diye yanıtlamış.

Levh-i mahfuz'la ilgili sorunuza gelince. Korunmuş levha, kitabın sayfalan demektir. Bununla kasıt da Hz. Musa'ya verilmiş olan vahiy levhalarıdır. Kur'ân'ın da temel kaynağı o levhalardaki temel bilgilerdir. Musa'ya verilmiş olan o kitab-ı nıeknûn (saklanmış), levh-i mahfuz (korunmuş) kitabın içeriği, Hz. Muhammed'e de vahyedilmiştir. Kastedilen manevi göklerdeki levha değil, Hz. Musa'ya verilmiş olan vahiy levhlandır.

Bu vahiyler fiziksel levhalara yazılı olarak verilmiştir. "Biz onun için her levhaya her türlü öğüdü ve açıklamayı yazdık" (A'raf: 145). Yaratılan her insan anne karnında Rabbin sorusuna "evet" cevabını sözle değil, hal diliyle vermektedir. Bunun levh-i mahfuz süreciyle ilgisi olmadığı gibi levh-i mahfuz da klasik kaynaklarda anlatıldığı gibi gökteki kara tahta değil, orijinal Tevrat'tır.

DİĞER YENİ YAZILAR