Hayırla anılan ruh şad olur

Dünkü yazımda okurum Selin Genç'in, "Yaşamı boyunca namaz kılmamış bir kimse öldükten sonra bir tanıdığı ya da herhangi bir kişi, onun yerine namaz kılabilir mi?

Haberin Devamı

Dünkü yazımda okurum Selin Genç'in, "Yaşamı boyunca namaz kılmamış bir kimse öldükten sonra bir tanıdığı ya da herhangi bir kişi, onun yerine namaz kılabilir mi? Kılsa da kişinin ahiretteki azabını azaltır mı? Merhum, namaz kılmış sayılır mı?" şeklindeki sorusunun bir bölümünü cevaplamıştım. Bugün aynı konuya devam ediyorum.

Şuara Suresi'nde geçmiş peygamberlerin hayır ve selamla anılmaları, imrendirici bir ifadeyle anlatılır. Geçmişlerin selamla anılması onlar için duadır.

Peygamberimiz, kişi öldükten sonra amel defterinin, yani sevap ve günah kütüğünün kapanacağını ancak kamu yararına hayır yapmış olanın, faydalı bir ilim veya yararlı bir evlat bırakmış olanın amel defterinin açık kalacağını, bıraktığı hayırdan, ilimden yararlanıldıkça, evladı kendisini rahmetle andıkça veya rahmetle anılmasına sebep olacak güzel işler yaptıkça o kişiye sevap gideceğini belirtmiştir.

"İnkâr edenler, inananlara, 'Siz bizim yolumuza uyun. Sizin hatalarınızı biz taşırız' dediler. Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar tamamen yalancıdırlar. Onlar, hem kendi yüklerini, hem de kendi yükleriyle beraber başka yükleri (başkalarını kandınp saptırmalarının vebalini) taşıyacaklar ve elbette uydurduktan şeylerden kıyamet gününde sorguya çekileceklerdir" (Ankebut: 12-13).

Doğru yola çağıranlar
Müslümanlara eziyet eden müşrikleri, "Siz o dini bırakın, bizim yolumuza uyun, sizin vebaliniz bizim boynumuza" diyorlardı. Bu ayetlerde onların yalancı olduklan, başkalarının günahını taşıyamayacaktan, böyle iftirayla başkalarını saptırmaya çalıştıktan için hem kendi veballerini hem de başkalarını saptırmalarının vebalini taşıyacakları, kıyamet gününde iftiralarının hesabının kendilerinden sorulacağı vurgulanmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in, "Kim doğru yola çağırırsa kıyamet gününe kadar o yola gidenlerin sevaplan kadar sevap alır. Ötekilerin sevabından da bir şey eksilmez. Kim sapıklığa çağırırsa kıyamet gününe kadar o yola gidenlerin günahları kadar günah alır. Ötekilerin günahlarından da bir şey eksilmez" dediği rivayet edilir. Çünkü hayırla anılan ruh şad olur, lanetle anılan ruh da sıkılır.

Bu okuyucumun bir başka sorusu da adetli kadınlarla ilgiliydi. Kim ne derse desin, Kur'ân'a göre adetli kadın, tüm ibadetleri yapabilir. Ancak namaz için özürlü sayılır, her vakit için bir abdest alıp o vakit içinde namazlarını kılar, vakit çıkınca abdestini tazeler. Oruca gelince dayanabiliyorsa tutar, zorlanıyorsa hasta gibidir, tutamadığı günleri sonradan kaza eder. Ama tutabilirse daha iyidir. Çünkü hastaya, yolcuya ruhsat veren Kur'ân, oruç tutmanın daha hayırlı olduğunu vurgulamaktadır. Adetli kadının ibadet edebileceği hakkındaki kanıtlan daha önce yazdığım için burada ayrıntıya girmek istemiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR